Mp3 indir’ Kategorisi için Arşiv
Sesli Görüntülü Kaliteli,TiklaSohbet
23 Temmuz 2010 Yazan Seslikaradenizsesli siteler, sesli chat sitesi sesli Sohbet, sesli Chat, kameralı chat, kameralı sohbet sesli sohbetsesli sohbet

Türkiyenin en kaliteli en Seviyeli en Görkemli Sitesi olan Seslikaradeniz Yükselmeye Devam Ediyor Ediçekdir Önçelike Sesli Sohbet Girmek isteyen ilk Girecek arkadaslarımız Sitemiz üçretsiz dir Bedava Sohbet keyfi yasamanız Dileyle Siyaset ırkcılık Kesinlikle msn reklam tel kufur hakaret ortam geriçi olaylardan lütven kacınınız Ve kesinlikle Yasakdır
SesliSohbet Nasıl Girebilçeyınızın Tanıtımı
Yükleyen Seslikaradeniz. – DiÄ�er video blogları.
Windows 7'de Mikrofon ve Ses Ayarlarını
Yükleyen Seslikaradeniz. – Daha fazla bilim ve teknoloji videosu sizleri bekliyor.
Seslikaradeniz.Com,Sesli Sohbet,Sesli Chat,Tiklakaradeniz
13 Temmuz 2010 Yazan SeslikaradenizSesli Chat Sesli Sohbet Görüntülü Chat Görüntülü Sohbet Kameralı Sohbet Üye Olmadan Sohbet Edebilirsiniz SesliSohbet,SesliChat,KaradenizSohbet Sitemize Hoşgeldiniz
sesli siteler, sesli chat sitesi sesli Sohbet, sesli Chat, kameralı chat, kameralı sohbet sesli sohbetsesli sohbet
Sesli Sohbet Kazım Koyuncunun hayat hikayesi
09 Haziran 2010 Yazan Seslikaradeniz




Kazım Koyuncu Pançol’da doğdu, Şair Ceketli Çocuk oldu ve Gönüllerde taht kurdu
Hazırlayan: Fatih Sultan Kar
Kazım Koyuncu, 1972 yılında Artvin’in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy’de (Pançol’da ) doğdu.Babası Cavit Koyuncu köyün aydın insanlarından biriydi, annesi ise ev hanımı idi. Kazım KOYUNCU altı kardeşten sondan ikincisi idi.Yaş olarak Oğuz, Canan, Hüseyin, Orhan Koyuncu’nın küçüğü , Niyazi Koyuncu’nun büyüğüydü. Çocukluğunu çok sevdiği babaannesinden masallar ve “üstadım” dediği, “Kemençeci Yaşar” lakabı ile tanınan Yaşar Turna’nın yanında türkü dinleyerek geçti,

Yaşlı insanlarla konuşmaya bayılırdı.
Serüvenciler’in müziğin etrafını örme çabası
Kazım Koyuncu, Zuğaşi Berepe’den ayrıldık sonra bir süre Serüvenciler grubunda çalıştı. Koyuncu o günleri şöyle anlatıyor : ”Tuncay Akdoğan ile tanışmamız 1995 ya da 1996′da, Köln’de ortak bir arkadaşımızın evinde gerçekleşti. Biz Zuğaşi Berepe , onlar da Kızılırmak olarak oradaydık. Hem rock müzik yapıyorduk, hem ona benzeyen adamlardık, devrimciydik… Zuğaşi Berepe dağıldığında o da Kızılırmak’tan ayrılmıştı… Tuncay’la birlikte müzik yapmamız söz konusu oldu ve ben de Serüvenciler’e katılmış oldum… Birbirimizle kavga ede ede, seve seve, sadece müzik değil, o müziğin etrafını örme çabası da vardı… Çok zor zamanlardı, gündelik hayatımız zordu… ‘Senin aşkından öldü dünyanın bütün çiçekleri’ diye bir şarkı yazmıştı. Onu ben seslendirmiştim…. Birlikte müzik yaratmaya çalıştık, kısa sürdü ama onu yaratırken insanlar çok şey yaşayabiliyorlar… ‘Benim albümümde şarkı söyler misin’ dedi. ‘Seve seve yaparım’ dedim
Karadeniz’in hırçın çocuğu Kazım Koyuncu 2003 ‘de Türkiye’nin kültürel ve politik ortamından etkilenmiş gibiydi. Artık dalgalar kıyıya daha yavaş, daha sakin vuruyordu. Kazım Koyuncu’nun deyimiyle “ zaman ilerledikçe teknik olarak içindeki rock müzik ateşi çokta olmasa da birazcık düşmüştü”.
VİYA” sahil yoluna nazik bir tepkidir.
Sanatçı 2000 yılında kolektif bir albüm olan “ SALKIM SÖĞÜT-2” albümünde “Didou Nana” , “Golas Empua Yulun” ve “Dağlarda Kar Sesi Var” isimli 3 şarkısını seslendirdi.
Kazım Koyuncu 2001 yılında solo bir albüm çıkarmaya karar verdi. Daha önce “ SALKIM SÖĞÜT-2” albümünde de seslendirdiği 3 lazca parçayı da albümüne katarak ilk solo albümü olan “VİYA !” yı çıkardı.
“VİYA !” albümündeki teşekkür kısmından bir bölüm :
NEREYE?….
Artvin ve Bergama’da siyanürle altın arama belası, Akkuyu’da nükleer santral, Gökova’da termik santral, Fırtına Vadisi’nde hidrolik santral… derken şimdi de- ki aslında çok zaman önce başlayan – Samsun-Sarp Sahil Yolu Projesi. Bu proje kapsamında yok edilen ve durdu-rulamazsa tümüyle yok edilecek olan sahillerimiz ve çocukluğumuz ve geleceğimiz ve tarihimiz ve ……………………YAŞAM!
İnsan hayatının hiçe sayıldığı, kendinden olmayanın değersiz görüldüğü, barışın ve kardeşliğin önemsiz sözcükler, insanın en değersiz şey olduğu ülkede yok olan sen, yok olan ben, yok olan sevgi, yok olan zaman, yok olan insan, yok olan……..YAŞAM!
Kazım Koyuncu bir söyleşide “VİYA” albümünün isminin viya olmasının sebebi söyle anlatıyordu : “VİYA” sahil yoluna nazik bir tepkidir. Çünkü viya sahillerde yapılan bir nevi aletsiz sörf. Ardeşen’de tahtasız da.. Böyle dalgaya bırakıyorlar kendilerini . Kayalarla kavga ediyor insanlar, çocuklar. Bu çok önemli bir kültürel durumdu aslına bakarsanız. Bir ritüeldi ya da. Fakat eğer biz sahilleri doldurursak böyle bir şey de olmayacak. Sadece küçük şeylerden bir tanesi. Bu bir simgeydi. Küçük bir şey, Onu da albümün içine de koyduk”
Koyuncu her parçada yaşamdan, dağlardan, denizden, insandan ama en çokta aşktan bahsediyordu
Kazım Koyuncu albümünde geleneksel Karadeniz müziği enstrümanları olan kemençe ve tulumu rock müziğin vazgeçilmezleri arasında yer alan bas gitar, elektro gitar ve bateri gibi enstrümanlarla buluşturuyordu. Koyuncu bu albümde laz halk ezgi ve bestelerinin en güzellerini bir araya getirdi. Albüm Doğu Karadeniz’in müzikal bir mozaiği gibiydi… Koyuncu her parçada yaşamdan, dağlardan, denizden, insandan ama en çokta aşktan bahsediyordu. Hüzünlü bir aşk parçası olan “Didou Nana”yi şarkıyı söylüyordu. Kazım’ın sevenleri tarafından ve özellikle de babası “Cavit Koyuncu ” tarafından en çok sevilen parçası da buydu…
Annesi Hüsniye Koyuncu’nun anlattıkları çocukluğunun farklı duruşunu gözler önüne seriyor :” çocukluğunda da adam gibi davranırdı. Halasının eşi ona doktorunun adını verdi. Onun gibi yüksek bir adam olsun diye. O da çok yüksek bir insan oldu. İlkokulda öğretmeni onunla arkadaşlık yapardı. Bir gün babası öğretmenine “Ya sen bacak kadar çocukla neyi konuşuyorsun’ demiş, o da eşime “İşime karışma, Kazım çocuk değil adamdır” diye cevap vermiş. Yaşlı insanlarla konuşmaya bayılırdı. Onlara hep bir şeyler sorardı. Hep öğrenmek isterdi. Bazen öyle sorular sorardı ki insanlar cevap veremezdi, şaşırırdı. Ağaçtan gitar, tenekeden davul yapardı. Babaannesine, “Bana atma türkülerden öğret” derdi. Babaanne ona “atma türki atarum / yüreğuni yakarum / eski çaruklaruni / boğazuna takarum” derdi” Kazım da ona atma türkülerle cevap verirdi. Çocukluğu Pançol’da geçti. Çay toplamada yarış yapardı, bizi geçerdi. Ağabeyi Hüseyin’i geçer ve ona “tembel” diye takılırdı”.
Ortaokul 1. sınıfa geldiğinde babasının kendisine aldığı mandolinle ve babasının kendisinden habersiz onu mandolin kursuna yazdırmasıyla müziğe ilk adımını attı. Daha sonra Almanya’da yaşayan Selahattin amcasının kendisine getirdiği gitarla müzikle daha da bir içli dışlı oldu.
Kazım KOYUNCU lise yıllarında 2 Fransız şairden çok etkilenmişti. O dönemler kitap okumayı çok seviyordu. Şair olamadı ancak sevenlerinin ve kendisinin deyimiyle Şair Ceketli Çocuk oldu…
Kazım KOYUNCU 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde okumaya başladı. İlk yıl düzenli olarak okuluna gitti ancak daha sonra müzik yavaş yavaş bedeni ve ruhuna işlemeye başladı. Kazım Koyuncu kendisi ile yapılan bir söyleşi de bu durumu şöyle anlatıyordu : “’Çocukluğumdan beri müzikle ilgiliydim. Üniversite müzikle ilgilenmem için iyi bir bahaneydi. ‘Politikacı ya da kaymakam mı olacağım, zaten yapmazlar!’ deyip üniversiteyi son yılında bıraktım ve tamamen müzikle ilgilenmeye başladım. Başarısız olsaydım ki bir külkedisi hikayesi değil bu ve sebepleri de var, ahlayıp vahlanmayacaktım

Faşizmin Korku ve Sefaleti” adlı oyununda müziklerini de yaptı.
1990 yılında okulu ayrıldıktan sonra kendisinde Çağdaş Sanat Atölyesi’nde çalışmaya başladı. Burada 1991 yılında Ali ENVER ile birlikte Grup DİNMEYEN adlı bir müzik grubu kurdu.
Bu grup Karadeniz ezgilerinin dışında Türkçe ve Politik müzik yapan bir gruptu. Aynı zamanda Çağdaş Sanat Atölyesi’nin o yıl sahneye koyduğu “Faşizmin Korku ve Sefaleti” adlı oyununda müziklerini de yaptı.
Kazım KOYUNCU ve Ali ENVER’in kurduğu Grup Dinmeyen 1996 yılında ilk ve son albümleri olan “Sisler Bulvarı” adlı albümü çıkardılar. Sadece kaset formatinda yayımlanan albümde 9 eser yer alırken Ali ELVER, Kazım KOYUNCU, Arzu GÖRÜCÜ, Metin KALAÇ, Cafer İŞLEYEN, Serkan TUĞ, Murat DİLEK’ten oluşan DİNMEYEN GRUBU; Kazım KOYUNCU‘nun müziğe başladığı ve solist olarak yer aldığı ilk grup olarak da ayrıca büyük bir önem taşır.Albümde yer alan eserlerin düzenlemeleri Grup Dinmeyen’e aitti.
Lazca müzik yapan bir grup fikrinden bahsettiğimde çölde suya kavuşan biri gibi benimsedi.
Kazım KOYUNCU bir yandan Grup DİNMEYEN ile Türkçe politik müzik yaparken diğer taraftan da 1992 yılları sonunda Zeytinburnu’nda Çağdaş Sanat Atölyesi’nde tanıştığı bir başka müzisyen Mehmedali Barış BEŞLİ ile yeni bir grup kurmaya çalıştı. 1993 yılında Kazım KOYUNCU ve Mehmedali Barış Beşli ile Kadıköy’de Kalkezon adlı bir müzik evinde Dünya’nın ilk ve tek Lazca Rock müzik grubu olan ZUĞAŞİ BEREPE (Denizin Çocukları) ‘yi kurdular. Mehmedali Barış Beşli bakın o günleri nasıl anlatıyor : “Kazım’la 1992 yılında Çağdaş Sanat Atölyesinde tanıştık. O hem devrimci, hem müzisyen, hem Laz, hem de uzun saçlaydı. Bunlar bir araya zor gelecek niteliklerdi. Kazım’a Lazca müzik yapan bir grup fikrinden bahsettiğimde çölde suya kavuşan biri gibi benimsedi. Zuğaşi Berepe İ.Ü Öğrenci Kültür Merkezinde böylece hayata geçti”.
Sahnedekiler sanki gencecik insanlar değil de bu işi yemiş yutmuş koca adamlar
Kazım KOYUNCU Zuğaşi Berepe’nin hem bas gitaristi hem de vokalisti idi. Grubun yaptığı müzik Kazım KOYUNCU’nun hassasiyetini dile getiriyordu. Lazcanın unutulmasına, doğayı kirletenlere, Karadeniz otoyoluna karşı açıkça tavır koydu. Zuğaşi Berepe Karadenizlilerle ilk buluşmasını 1993 yılındaki Rize-Pazar şenliklerinde gerçekleştirdi. Araştırmacı- yazar İsmail Avcı o anlattıkları ile bizi o günler getiriyor : “Sene 1993, Pazar belediye düğün salonundayız. Zuğaşi Berepe’nin Zuğaşi Berepe adını aldığı ilk konser. Benim gözümde sahnedekiler sanki gencecik insanlar değil de bu işi yemiş yutmuş koca adamlar. Lazca şarkı söyleyecekler. Bu benim hayatımda sahneden dinleyeceğim ilk Lazca şarkılar olacak. Konser başlar, bir süre sonra Kazım’ın çaldığı gitarın teli kopar. Ne büyük bir talihsizlik. Tanrının huzurunda, Lazların karşısında yani kamusal alan denilen mekanda ilk kez Lazca şarkılar söyleniyor ve olacak iş mi, gitarın teli kopuyor”…
“Gençlerin bende gördükleri kendilerine yakınlık. Normal, müzisyenliğim dışında yaşam biçimim
Doğu Karadenizliler yıllarca dinledikleri müziklerden farklı olarak kemençe yerine gitar çalan bu uzun saçlı küpeli adamları ilk anda pek anlamadı.
Ancak Zuğaşi Berepe çok geçmeden İstanbul’da özellikle de üniversite gençliği arasında dinlenen ve dikkat çeken bir grup olmayı başarmıştı. Kazım Koyuncu gençlerin ilgisini şöyle anlatıyordu :” Üniversitelilerin ilgisi herhalde müzikteki dinamizmden kaynaklıdır. Belki bende gördükleri kendilerine yakınlık. Normal, müzisyenliğim dışında yaşam biçimim. Hayattaki varoluşum. Herhalde öyle bir şey çekiyor. Onları da bana çeken bu…. Hayatı ileriye götüren şey hayallerimiz, hayallerimizi gerçekleştiren şeyler de cesaretlerimiz. Gençken insan cesur olabiliyor. Bu anlamda Üniversiteliler, Liseliler hatta çocuklar… Ben onların hayatlarını çok önemsiyorum. Çünkü hayat oradan yeni bir şekil alabilir”.
O şimdi İstanbul’a ulaşan Karadeniz’in hırçın bir dalgasıydı…
Grup zamanla Karadeniz’e özgü Tulum ve Kemençe gibi enstrümanları da müziklerine katmaya başladılar. Zaten artık konserleri de gittikçe kalabalıklaşıyordu. Çok geçmeden Karadenizlilerde bu grubu keşfettiler. Kendi seslerini dinlettiren bu grupla da bir anlamda barıştılar. Grup bir süre sonra 1995 yılında oldukça sert rock motiflerini içeren ve batılı enstrümanlarla icra edilmiş parçalardan oluşan ve müzik çevrelerinden de olumlu not olan “Va Mişkunan” yani “Bilmiyoruz” albümünü çıkardı. Kazım KOYUNCU’nun tüm hırçınlığı ve isyanı bu albümde iyiden iyiye kendini hissettiriyordu. O şimdi İstanbul’a ulaşan Karadeniz’in hırçın bir dalgasıydı… Kazım KOYUNCU, “Va Mişkunan” albümünü şöyle yorumluyordu : ”Kapağında babaannemin fotoğrafının bulunduğu albümdür. Ya biz müziği… Müziği o zaman yapmaya çalışıyoruz. O kadar acemiydik ki biz ne çalmayı ne söylemeyi, bir şey bilmiyorduk. 93 yılında çalışmaya başladık. 95’te albüm yaptık. Dünyanın hiçbir yerinde o albümü o şekilde yaptırmazdı hiçbir yapımcı. Türkiye böyle enteresan bir ülke ama bizler çok pozitif anlamda söylüyorum, hırslı, iddialı çocuklardık. O albümü öyle yaptık. Tabii ki ne kadar berbat bir teknikle yaptığımızı anladığımızda derhal çalışmaya başladık”.
Va Mişkunan” albümündeki teşekkür kısmından bir bölüm :
“hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, arasıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilemesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar’a, ateş hırsızlarına, Ernesto “Çe” Guevara’ya, yollara yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara- herşeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.,.ya
CD’ler o zamanın koşullarında bilgisayardan sıcak sıcak çıkıyordu ve biz fırından sıcak ekmek alan çocuklar gibi seviniyorduk
Zuğaşi BEREPE 1998 yılında bir konser albümü olan “Brüksel Live” ı çıkardı. Ancak bu albümden çoğaltılmamak üzere yalnızca 130 adet basılmıştı. Bu albümün hikayesini yine Kazım Koyuncu’nun yol arkadaşı Mehmedali Bariş Beşli’ den dinleyelim : “Grup, zor günleri hep onun parlak fikirleri sayesinde aştı. Mesela Brüksel Live CD’si konser kayıtlarından elde edildi ve 1997 yılında 130 adet kopyalandı. CD’ler o zamanın koşullarında bilgisayardan sıcak sıcak çıkıyordu ve biz fırından sıcak ekmek alan çocuklar gibi seviniyorduk. Böylece sabahlara kadar süren çalışmayla kopyalanan CD’ler ‘ İgzas’ albümünün maddi alt yapısını hazırlar”.
Grup aynı yıl “İGZAS” yani “Yürüyorlar” albümünü çıkarttı. İgzas’da Kazım KOYUNCU Lazca ve Hemşince dillerinin unutulmaması gerektiğini vurguluyordu. Ancak “İgzas” ilk albümleri “Va Mişkunan” kadar başarılı olamadı.
Kazım bir şey dediğinde onu yapardı
Böyle olunca da Kazım Koyuncu kısa bir süre sonra gruptan ayrılmaya karar verdi. Grubun bürokrasisi Kazım Koyuncu’nun üzerinde yoğunlaşınca bu durumdan hiç de hoşnut olamayan Kazım Koyuncu’nun canını sıkmaya başlamıştı, ve bir gün bırakıyorum dedi ve gruptan ayrıldı. sahne gerisi ve grubun bürokrasisinin Kazım’ı çok yoruyordu. Mehmedali Barış Beşli, bunların Kazım’ı çok yorduğunu ifade ediyor. “Kazım bir şey dediğinde onu yapardı, o dediğini yapan bir adamdı” diyor ve ekliyor “ZB’nin bireylerden bağımsız bir özelliği vardı. Devam edeceğiz ama nasıl? Kazımsız olur mu? Kazım’da doğa vergisi
müthiş bir ses vardı. Tartışmalardan yorulduğum bir gün ben de duralım dedim ve ZB durdu.”
a
Kemal Sahir GÜREL ile birlikte “Sultan Makamı” adlı dizinin müziklerini yapan Koyuncu uzaklaştığı Karadeniz ezgilerine televizyon dizisi “GÜLBEYAZ” ın film müzikleriyle geri döndü. Bir anda ilgi odağı haline geldi. Başta Karadenizliler olmak üzere Türkiye genelinde çok tanınan bir isim oldu.
“Taksim de artık bizim memleket oldu”
Kazım Koyuncu albüm çalışmalarını ve film müziklerini sahibi olduğu Stüdyo Zb ( Zuğaşi Berepe ) de yapıyordu. Stüdyo ZB tarihi Tünel Binası ve Galata Mevlevihanesi hemen yakınında bulunuyordu..
Stüdyonun buluduğu Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi’nde bulunan müzik marketleri hep onun müziğini çalıyordu . Kazım Koyuncu bir söyleşisinde Stüdyo Zb’yı ve , İstiklal Caddesini söyle anlatıyordu :” Taksim de artık bizim memleket oldu. Artık esnaflar, o kadar çok arkadaşımız oldu ki. Mahalle gibi bir şey.. Bir şeyi iyi yapıyorsanız bu sadece halkı ilgilendirmiyor. Fuat Saka’nın yaptığı müzik bence bütün dünyayı ilgilendiriyor. Gerçekten Türkiye’de aydın kesim ve öğrencilerin daha çok dikkatini çekti ve Taksim de biraz bunun yaşandığı bir yer. Sonuçta okumuş yazmış insanların daha çok geldiği bir yer. Öğrencilerin daha çok dikkatini çekti. Taksim’de pop falan çalmaz. Çok azdır Taksim’de pop çaldığını görmek. Genelde çalmaz Taksim’de. Bu anlamda bizlerin albümlerinin çalması gururumuzu okşuyor tabii. İyi bir şey yaptığımızı hissettiriyor açıkçası…Biz stüdyoyu geçen yıl açtık. Tam bir sene oluyor. Açmamızdaki sebep ana sebep şuydu. Biz yıllardır müzik yapıyoruz. Elimize bir ufak para geçtiği zaman ev, araba, arsa, marsa değil de müziği ilgilendiren bir şeyler yapmamız lazımdı. Müziği bir stüdyoda yapmak gerekirse kendi stüdyomuzda olmalıydı. Bu stüdyonun esas amacı kendi müziğimizi yapabilmekti açıkçası ama kendi müziğimizi yaparken de bu stüdyonun ciddi masrafları var vs. Her gelen işe evet demek değil asla yine yakın çevremizin, dostlarımız, arkadaşlarımız çalışmalarına da bir olanak açabilmek. Onların katkılarıyla bu stüdyonun ilerlemesini sağlamak. Bütün amacı buydu. Bu anlamda; Hilmi Yarayıcı bizim arkadaşımız, onun albümü burada yapıldı. Tunay Bozyiğit-Seyduna Türküleri ikinci albüm kayıtları burda yapıldı. Hülya Polat’ın yönetmenliğini ben yaptım. Daha çok bizim arkadaşların çalışmaları. Çok da plan yapmadık, saati şu kadar diye. Bundan sonra yapar mıyız bilmiyorum”.

Ancak Kazım Koyuncu dizi ile gelen bu popülariteden bir parça rahatsızdı. Bu yüzden dizilerde çalınan altı parçasını topladığı albümünü bilerek bir yıl erteledi. Sonunda sevenlerine “HAYDE” adlı albümde bu dizide çalınan altı parçayla seslendi. Koyuncu 2004 yılında 15 şarkıdan oluşan “HAYDE” yi çıkardı. Koyuncu Gelevera Deresi türküsünde Şevval SAM’la da bir düet yaptı. Kazım Koyuncu hemen her albümde olduğu gibi bu albümde de yine Hemşince bir halk şarkısı olan “Ella Ella” yı hareketli bir biçimde yorumladı.
“Benim en büyük fobilerimden biri”
26 Nisan 1986 Karadeniz için kara yazılan bir gündü… Ukrayna yakınlarında ki Çernobil kasabasında bulunan Nükleer santralin 4. reaktörü infilak etmişti. Radyasyon yüklü bulutlar fazla gecikmeden Avrupa ülkelerinin pek çoğunu olduğu gibi Karadenizi de ziyaret ettiler. Radyasyonun kötü etkilerine Karadenizlilerde maruz kaldı.
Çernobil faciasından sonra yetkililer bu olayı o dönem pek ciddiye almamışlardı. Hatta bütün uyarılara rağmen dönemin Sanayi Bakanı Cahit ARAL medyanın önüne geçmiş, birşey olmaz demiş, çay içmiş, Karadenizliler için tehlike olmayacağını iddia etmişti. Oysa tehlike vardı, gün geçtikçe Karadenizde kanser öyküleri çoğalmaya başladı. Kazım Koyuncu, sanatçı arkadaşları ve bir grup Trabzon Dernekler Birliği yöneticileri ve üyeleri ile birlikte olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesi’nde suç duyurusunda bulundu.
Kazım Koyuncu’da bu çevresel felakete karşı harekete geçen Karadenizlilerden bir tanesiydi. Kanser forumlarına, kampanyalara katıldı. Bu forumlardan bir yıl sonra “Benim en büyük fobilerimden biri” dediği kanser pek çok hemşehrisi gibi onun da kapısını çalmıştı. Düne kadar kanserle mücadele ediyordu, bugün kendi trajedisini yaşamaya başlamıştı. Kazım Koyuncu’nun kanser hastalığına yakalanması sevenlerini yasa boğdu…
Kazım Koyuncu hastalığı sırasında dinleyicileriyle iletişimini resmi internet sitesi aracılığıyla ( www. Kazım Koyuncu .com )aracılığı ile sürdürdü.. Hasta haline aldırmadan Cerrahpaşa Hastanesi Onkoloji Bölümünde tedavi gören çocuklara kimse duymadan konser verdi.
”Konser, kanser arada bir tek harf farki var”
4 Şubat’ta Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde hastalığına ve zorlu tedavi sürecine karşın izleyicisiyle buluştu. Bir buçuk saat şarkı söyledi.
Kazım Koyuncu, 30 Nisan 2005 tarihinde Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin ödülünü almak ve Karadeniz Teknik Üniversitesi’ndeki konseri için Trabzon’daydi. ”Konser, kanser arada bir tek harf farki var” deyip şubat ayında Salonu öyle bir sevgi bulutu kaplamıştı kimse hüzne izin vermemişti. Konser sonrası memlekete Hopa’ya gitmiş ve yakınları, sevenleriyle kucaklaşmıştı..
“Gücümü toparlayıp memleketime geldim”.
Kazım Koyuncu, KTÜ konseri ve aldığı ödülle ilgili duyguların şöyle dile getiriyordu :”Bir kere buradan, Karadeniz’den ödüllendirilmek çok güzel bir şeydir. Karadenizliler pek kolay kimseyi ödüllendirmezler. İkincisi gazetecilerin böyle bir şeyi yapıyor olması beni daha da fazla mutlu eden bir durum oldu. Açıkçası çok mutlu oldum. Çok ta böyle seyahat yapma zamanları değildir bu zamanlar. Memlekete gelmek iyi olacaktı ama böyle bir şey olmasaydı gelemeyecektim. Biraz gücümü toparlayıp geldim. Benim için çok önemli bir ödül
Kazım Koyuncu, Trabzonspor’u sevdi; sahada dik duran Trabzonspor’u. Koyuncu ‘Güçlülerin iktidarına karşı hayde Trabzonspor”a dedi…ATATÜRK Olimpiyat Stadı’ndaki Trabzonspor-İstanbulspor maçına hastalığın tüm risklerini göze alarak sırtındaki bordo mavili formayla gelmişti. Trabzonspor aşığı Kazım Koyuncu , maçı izlerken ‘tüm güzel şeylerin sebebi’ diye tanımladığı hayat arkadaşı Gönül, ona ilaçlarını içiriyordu. O ise hala “Trabzon”, “Trabzon” diye bağırmaya çalışıyordu. O gün bağırmaktan sesi kısılmıştı…
O Karadeniz’in hırçın ve duygusal çocuğuydu…
O sanatıyla, duruşuyla Karadeniz’in hırçın ve duygusal çocuğuydu… Karadeniz’in Sesi, İsyanı, Ruhuydu…27 Haziran 2005 günü Pazartesi akşamı Harbiye Cemil Topuz’lu Açık Hava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek olan “Hey Gidi Karadeniz” konserine programda olmasına karşın sağlık durumu nedeniyle katılmayacağı bildirildi. Ardından hasta yattığı Amerikan Hastanesinden aynı gün ölüm haberi geldi. Kazım Koyuncu 33 yaşında 25 Haziran 2005 günü aramızdan ayrıldı
Türkiye’de yaşayan tüm halklar Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda bir araya geldi
Kanser tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Kazım Koyuncu için Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda tören düzenlendi. Laz, Hemşin, Gürcü, Ermeni, Kürt ve Türklerden oluşan hayranları ile Koyuncu, kardeş dillerde son yolculuğuna uğurlandı. 25 Haziran 2005 tarihinde aynı mekanda düzenlenecek “Hey Gidi Karadeniz” konserinde sahneye çıkması planlanan Koyuncu, cenaze töreninde son kez sevenleriyle buluştu. Buluşmaya, sevenleri aşırı sıcağa rağmen yoğun ilgi gösterdi. Törene, Koyuncu’nun ailesi, sanatçı dostları, sevenleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve Türkiye’de yaşayan tüm halklardan binlerce kişi katıldı. Gözyaşlarının sel olup aktığı törende, muhabirlerin dahi fotoğraf çekerken ağladığı görüldü. Kazım Koyuncu’nun cenazesi, sanatçı arkadaşlarının omzunda, alkışlar eşliğinde sahnedeki platforma yerleştirildi. Cenazesinin üzerine Hemşin poşusu, Trabzonspor’un renkleri ve her renkten çiçekler yerleştirildi.
‘Koyverdin Gittun Beni’
Sahnede üzerinde yaptığı son açıklama olan “Karadeniz dev bir dalgadır, özgür bir sudur” yazılı dev pankart asıldı. Dostları ve sevenleri Koyuncu’ya son sözlerini iletti
Koyuncu’nun cenazesi ile birlikte kitle, Hyatt Regency Otel önüne kadar yürüdü. Binlerce kişinin uzun bir kuyruk oluşturduğu yürüyüş boyunca, duran araçlarda bulunanlar ve yolda yürüyenler de alkışlarla Koyuncu’yu yalnız bırakmadı. Yürüyüş boyunca “Yaşasın halkların kardeşliği” “Katil Çernobil bu kaçıncı ölüm”, “Kâzım Koyuncu ölümsüzdür” “Katil devlet hesap verecek” sloganlarını atarak Taksim Metropol Müzik’in önüne dek yürüyerek saygı duruşunda bulundu.
Koyuncu’nun cenazesi, uçakla Trabzon’a gönderildi. Trabzon Havaalanı’na getirilen cenazeyi, Koyuncu’nun yakınları, Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özen, Trabzon’un Maçka İlçesi Belediye Başkanı Ertuğrul Genç, Artvin’in Hopa İlçesi Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu ve sevenleri karşıladı.
Koyuncu’nun cenazesi, bir dakikalık saygı duruşunun ardından karayoluyla memleketi Artvin’in Hopa İlçesi’ne gönderildi.
Kazım Koyuncu’ya Hopa’da veda
Kanser hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde hayatını kaybeden Kazım Koyuncu’nun cenazesi, Artvin’in Hopa İlçesi’nde toprağa verildi.
Kazım Koyuncu’nun doğum yeri olan Pançol Köyü’ne getirilen cenazesi, binlerce kişinin omuzlarında Hopa Meydanı’na taşındı. Hopaspor bayrağına sarılı ve üzerindeTrabzonspor forması da bulunan Kazım Koyuncu’nun naaşı yaklaşık 3 km.lik yol boyunca taşındı. Ardından yaklaşık 10 bin kişinin bulunduğu Hopa Meydanı’na getirildi. Burada bir kamyonun kasasına konulan Kazım Koyuncu’nun naaşı üzerine tulum ve gitar bırakıldı. Tabutun başında nişanlısı Gönül Bozoğlu, annesi Hüsniye Koyuncu,babası Cavit Koyuncu, ailesi Koyuncu ailesi, sanatçı arkadaşları ve sevenler gözyaşı dökerken, törende kalabalık içerisinde fenalık geçirenler ve bayılanlar oldu.Törende konuşan Yazar Sunay Akın, Koyuncu için İstanbul’da Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda düzenlenen törene sadece Doğu Karadeniz insanının değil, Türkiye’nin dört bir yanından, her kesimden insan katıldığını belirterek, şunları söyledi: “Kazım bu sevgiye layıktı. Genç yaşta kanser illetine yenildi. Çernobil faciasında bazı kravatlı kişiler televizyona çıkıp çay içtiler. İşte bunun akıbetini şimdi yaşıyoruz. Bölgede acilen kanser taraması yapılması gerekir.”
Koyuncu’nun Laz Rock grubunu kurduğu arkadaşlarından Mehmedali Barış Beşli ise, konuşmasına Lazca başladı ve Koyuncu’nun ölümünün hayatın bir komplosu olduğunu belirtti. Beşli, “Bu ölüm hayatın bir komplosudur. Bu komplo Çernobil’dir. Neden bu komployla karşı karşıya kaldı. Çünkü dönemin bakanı karşımıza geçip çay içmişti. Devlet kanserin önünü almalı” diye tepki gösterdi.
Törenin ardından, Koyuncu’nun cenazesi, Orta Hopa Caddesi, Karadeniz Sahil Yolu güzergahında omuzlarda taşınarak Merkez Camii’ne götürüldü.
İkindi namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından, Pançol’deki aile mezarlığında toprağa verildi.
Her adımda hüzün vardı…
Türkiye’nin ilk Laz-rock müzik grubu Zuğaşi Berepe’nin kurucusu sanatçı Kazım Koyuncu ölümünün birinci yılında İstanbul, Ankara, Bursa ve memleketi Hopa’da düzenlenen çeşitli törenlerle anıldı. Törenler boyunca Çernobil’e ve Karadeniz’de artan kanser vakalarına dikkat çekildi.
Kazım’ın yolu onurlu bir yoldu.
İstanbul’da 23 Haziran 2005 Cuma günü kısa bir yürüyüş düzenlendi. Taksim İstiklal Caddesi’nde Mis Sokak’ta tulum eşliğinde başlayan yürüyüş, Galatasaray Meydanı’nda yapılan bir dakikalık saygı duruşu ve kısa bir konuşmayla noktalandı. Kazım Koyuncu’nun arkadaşlarınca organize edilen yürüyüşte sanatçının üzerinde “Kazimişi Gzas Vorert” (Kazım’ın yolundayız) yazılı fotoğraflarını taşıyan grup saygı duruşunun ardından sessizce dağıldı. Törende bir konuşma yapan Kazım Koyuncu’nun Zuğaşi Berepe’den solist arkadaşı Mehmedali Barış Beşli, “Şu anda Kazım’ın sağlığında sürekli yürüdüğü yol olan İstiklal Caddesindeyiz. Maddi anlamdaki yolu bu ama diğer anlamıyla onun yolunun ne olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Kazım’ın yolu onurlu bir yoldu. Bizler onun yolunda yürümeye devam edeceğiz.” dedi..Mezarına kırmızı karanfiller bırakıldı
Kazım Koyuncu için asıl tören memleketi Hopa’da, doğup büyüdüğü ve toprağa verildiği yer olan Yeşilköy (Panco)’de yapıldı. Sanatçının vefatının yıldönümü olan 25 Haziran Pazar günü Hopa’da Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan halk buradan Kazım Koyuncu’nun dev posteri ve çeşitli pankartlar eşliğinde tulum eşliğinde Pançol’e yürüdü. “ Kazım aramızda”, “ Rüzgar Panco’dan eser” sloganlarıyla yaklaşık 7 km.’lik yolu yağmur altında yürüyen bin 500 kişilik kalabalık, saatler 12.58′i gösterirken bir yıl önce bu saatte ölen Kazım Koyuncu anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Daha sonra yürüyüşe devam eden Kazım Koyuncu sevenleri sanatçının mezarına kırmızı karanfiller bıraktı.
Koyuncu adına gündüz bin 500 kişinin katılımıyla gerçekleşen törenlerin ardından bir de anma gecesi düzenlendi. Akşam festival alanında yapılması düşünülen gece havanın yağmurlu olması dolayısıyla ilçe stadyumuna alındı. Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan buradaki törende Kazım’ın yaşam öyküsü ile beraber sanatçı kişiliği, müzik alanındaki başarısı ve bu alanda verdiği mücadele anlatıldı. Sanatçının Zuğaşi Berepe’den grup arkadaşı Mehmedali Barış Beşli Koyuncu’nun bilinmeyen yönlerini anlatırken duygulu anlar yaşandı. Beşli, “Kazım bir liderdi. Yaptığı müzikle de bunu kanıtladı. Onu sevgiyle, şefkatle ve özlemle anıyorum” dedi.
KAZIM KOYUNCU HAKKINDA


Sertab Erener Koparılan Çiçekler
06 Haziran 2010 Yazan Seslikaradeniz
Dünya ülkeleri israili vursunmu anket !!!
01 Haziran 2010 Yazan SeslikaradenizSizce Türkiye israille savas yapmasını istermisiniz görusleriniz lutfen belirtiniz
Şifreli kanaları tv programlarını Futbol izle üçretsiz
14 Nisan 2010 Yazan SeslikaradenizŞifreli Tv leri izle,özel şifreli kanaları indir izle dünyadaki butun tvleri izleye bilirsiniz
sorun cıkarsa lutven yorumlarınız bekliyoruz karadeniz en kral program indirme forumu karalforum sitemiz seslikaradeniz .com sesli Görüntülü Sohbet Sitemiz Sizleride Seslikaradeniz.net sitemize bekleriz
msn haraketli nick ler indir msn ye
11 Nisan 2010 Yazan SeslikaradenizMsn.9.0 indir seslikaradeniz.com
11 Nisan 2010 Yazan SeslikaradenizTıkla indir
www.seslikaradeniz.com sesli sohbet sitesi tıkla msn .9.0 indir msnmsgr
Tıkla indir wlsetup-custom
Voice Chat Fun Club Join Club
08 Nisan 2010 Yazan SeslikaradenizTürkiyenin en kaliteli Vioce Chat Sitesi sizde katılın
♥ anlamlı nickler
08 Nisan 2010 Yazan Seslikaradenizanlamlı nickler
* Martının denizi sevdiği kadar sevebilir misin ? Toprağın suyu sevdiği kadar sevebilir misin ? Leyla`nın Mecnun`u sevdiği kadar sevebilir misin? Hadi bırak butun bunlarıda, Benim seni sevdiğim kadar sen de beni sevebilir misin ?
* Hayati gözyaslarinla ödüllendirecegine gülücüklerinle cezalandir….
* Dumanımda oyoktu sigarayı bıraktım kadehimde oyoktu içkiyi bıraktım rüyalarımda oyoktu uyumayı bıraktım baktımki onsuz olmuyor yaşamayıbıraktım
* Seni ne kadar sevdiğimi öğrenmek istersen vur kır kalbimi kalbimden akan kan yazacaktır ismini o zaman anlarsın sana olan sevgimi..
* Hepsi Gidici Sen Kalıcı , Hepsi Anlık Sen Hayat Boyu , Hepsi çocukçA Sen GerçEkçE , Hepsi Öylesine Sen Ölesiye..
* Küçüktüm, adam olmadı dediler, adam oldum, sevmedi dediler, sevdim, uğruna ölmedi dediler, Öldüm, iş işten geçti, dediler…
* Yalnızım, yalnızlığım beni dinlemekte, yalanda olsa ne varki bu şarkıyı söylemekte, yalanda olsa içimden bir bulut akıp geçiyor, yalanda olsa MUTLUYUM bu bana YeTeR
* Bazen anlatmak zor geldi korktum, bazen cesurdum sen yoktun, ve artık bir karar aldım söylüyorum. Seni çok ama çok Seviyorum.
* Sana Ne Demeliyim Bilmiyorum GüneşIm Desem Güneş Batıyor, Hayatım Desem Hayat Kısa, Gülüm Desem Oda Soluyor, Sana Canım Demeliyim çünkü Bu Can Seninle Yaşıyor..
* Aşkına döksem gözyaşlarımı, elinle bir defa silecek misin? Şu kalbimi sana versem, bir gün gelecek sevecek misin?
* Sonbahara İNat AğAç Hala YeşErmekte, Geceye İNat Gün Hala AğArmakta, Ben İSe Kadere İNat Hala Senİ SevmekteyİM. İNat Bu Ya MahşEre Kadar Senİ SeveceğİM!
* Bir çerçeve astım odama içi boş önemi yok, neden diye sorma neye baksam seni görüyorum nasıl olsa..
* Düşünüyorum da; düşüncelerin en güzeli senin beni düşünüp düşünmediğini düşünürken, düşünüyor olmanı düşünmek galiba Dünyada bir çok insan var.Kimi mutlu kimi mutsuz, Kimi ağlayıp kimi gülüyor ama güzelliklere ve mutluluğa layık bir insan var o da su an mesajımı okuyor…
* Ne Güneşi İstiyorum Karanlığıma Ne De Yıldızları İstiyorum Gece Yarılarında… çok Değil BirTek Seni İstiyorum Yalnızlığıma!!!
* Gecenin sessizliğini dinle içinde beni bulacaksın.. Karanlığa bak yüzümü göreceksin.. Elini kalbine koy, gözlerini kapa ruhumu yolluyorum birazdan ÖPÜLECEKSİN..
* Bu gün bir meyhane keşfettim mezarlığın tam karşısında , Eğer ki bir gün beni ararsan ya meyhanedeyimdir yada tam karşısında…
* BuGüNü yaşıyorsam yarının seni bana getireceğine inandığım içindir….
* Kalbim seni unutacak kadar adi ise ellerim onu parcalayacak kadal asildir.
* Bir sevgi diledim gözyaşı buldum. Bir dost diledim sırtımdan vuruldum. Derdime derman diledim derdimin tiryakisi oldum. Bilki gerçek sevgiyi ben sende buldum!
* Seven unutmaz unutansa sevmemistir eğer sevipte unutmusa sevmesini bilmemistir. Kül olmuş ateş yanar mı? Buz tutmuş su akar mı? Bu gözler seni sevdi başkasına bakar mı? Sevgini taşımak değil hasretini çekmek zor gülmeyi unutmak değil ağlamaya alışmak değil ölmekte değil özleyipte görmemek zor…
* Sev ama yürekten olsun, gel ama ebedi olsun, gidersen benide ***ür, gittigimiz yer kara toprak olsun
* Kızlar sevgiyi kalplerine,erkekler ise ceplerine koyar! benim ceplerim dolu sevgini bomboş olan kalbime yazıyorum
* Seviyorum seviyorum haykırarak söylüyorum kimselerden korkmuyorum ölümüne seviyorum bigün bana soracaksin ben mi dünya mi diye.Ben dünya diyecegim ve sen küsüp gideceksinama bilmeyeceksinki benim bütün dünyam SENSIN!
* gülmek icin mutlu olmayi bekleme, belki mutluluk gülüsünde saklidir. sakin aglayayim deme, kim bilir belki bir yerde senin bir tek gülüsün icin yasayan biri vardir.
* Eger Son Nefesimi Vermeden Once Mutlu Olacagini Bilirsem Cehenneme Bile Gulerek Giderim.!
* Seni ben değil gözlerim seçti , onlar sevdi onlar beğendi , banane gidersen ONLAR AğLASIN
* Cicekler bahcesinde gecsede ömrüm senin üstüne gül koklamam gülüm seni koklamak olsada ölüm sen buna degersin be gülüm Düşlerim vardıgörmekten korktuğum,hislerim vardı söylemektenkorktuğum,şiirlerim vardı yazmaktan korktuğum,şimdisen varsın kaybetmekten korktuğum
* Vücudun otobüs, beynin şöfördür kalbin şöför maaline geçerse aşık oldun demektir. Aşık bir insansan mantığını unut, mantıklı bir insansan aşkı unut. Hem aşık hem mantıklıysan kıskanırım seni ben.
* Sen seni seveni göremeyecek kadar körsen seni sevende seni sevdiğini söylemeyecek kadar gururludur.
* Gidene kal demeyeceksin.gidene kal demek zavallılar****alana git demek terbiyesizlere.dönmeyene dön demek acizlere yakışır…
* Sadece çocuklar ağlar ve sadece Allah affeder eğer bir gün gidersen çocuk değilim ağlamam Allah değilim affetmem.
* Polis bi gün 3 arkadaşın evine baskın düzenlemiş.Sizi uluslararası kaçakçılıktan tutukluyorum demiş.Adamlarda ;”Abi biz Fenerbahçeliyiz uluslararası ne işimiz olabilirki?”demiş.
* GözLerin daLarSa ŞiLki dü$ündüm Seni, kuLagIn CInLarSa ŞiLki aNdIm Seni, GeCe UyanIrsan ŞiLki ReSMiNi Öptüm, GözLeriNden Ya$ damLaRSa ŞiLki SenSiz ÖLdüM..
ayrılık nickleri
Eskiden olsa arkandan bakar ağlardım, şimdi ardıma bile bakmam. Eskiden uğruna dünyaları yakardım, şimdi bir kibrit bile çakmam.
Kim Démişki SarhoşLuk Kötü Şéy Oysa Bén Hérşéyimi Ayıkén Kaybéttim..
aldanma hayatın cılvelerıne hersey bahane ,görünüsüm serseri ama gönlüm sahane
sil at aklından yazıp cızdıgın eserı herkezden üstundür su gördügün serseri
Gittiğin gün kendin gibi herşeyimi alıp gittin.Sen gittin ben bittim.
Kader deyip çekip gittin.Sen suçlu değilsinde,kader mi suçlu ey zalim.
Eğer birgün bu aciz vücudum musalla taşına konunca suçu neydi diye sorarlarsa sen söyle meyhaneci tek suçu sevmekti de.
EnTeL DeGiLizKi MaNiTaMIz OLSuN,CaDDeLi DeGiLiZKi AraBaMIZ OLSuN. BiZ CaKaLDeReLiYiZ BIrAKINDa FarKImIz OLSun.!!!
DünYaDa Hiç KimSeYe GüVenMe CünKi BeYaZ GüLüN BiLe GöLGeSi SiYahTir
HeR GeNÇ DeLiKaNLıNıN BiR SeVGiLiSi oLaBiLir AmA, HeR GeNÇ KıZıN BiR DeLiKaNLı SeVGiLiSi oLaMaZ!!!
ßiz zenGin CocuqLarı Gißi $ıK Giyinip PahaLi HeDiYeLer aLmayı ßiLmeyiS aMa Teq ßiLdiğimiz ßi$i Wardır SevdiqMi öLümüne Severiz..!!!
SEN + BEN = BIRIZ SEN – BEN = HICIZ SEN / BEN = BÖLÜNMEYIZ&. !!!
GuLmEk SeNin BiR TuTkUn OlSuN,bIrGuN aGlArSaN oDa MuTlUlUkTaN oLsUn&
Sen ßenDen AyrıLmaya Karar VereCek Kadar KüçüLdüySen & ßen Senin UğrunDa ÖLümü Göze ALaCak Kadar ßüyüDüm Demektir
Aydınlık dunyamı karanlık eyleme,Seven yuregımı sensızlıge surukleme, Her sıgara dumanında aklıma duşme,Duste gor benım dustugum bu hale.
ßir Köpeğim Wardı ßæna Coq SAĞDIKTI ßİR sEVGİlİM wardı Köpeğim Kadar oLamadı.!!!
aĞlamayı FerdiDen ßæğLamayı Orhandan İsyanı MüsLümden Sevmeyi ise YanLızca ßizden öĞrenin..!!
Ne kolumda kelepce, ne yanımda gardiyan,ne gönlümde zulüm,ne ensemde ölüm,o gün yanlızca sen olcaksın gülüm
Ay agliyor sevipte kavusamayanlar icin. Yildizlar sarki soyluyor sevipte sevilmeyenler icin Bende Agliyorum sevipte kavusamadigim askim icin….
beşiktaş nickleri
besiktasliysan Ogun, Degilsen Itaat Et…
edirnenin Yollari Tastan , Varmi Buyuk Besiktas’tan.
delikanli Adam Renkli Takim Tutmaz.besiktasim Sen Bana Babamdan Kalan Miras Degil Ogluma Olan Borcumsun…
1903′de Doldu Yurekler, Yer Siyah Gok Beyaz Sampiyon Besiktas.
yillarca Kahrolsak Dertten Kederden.bilsekki Kellemiz Kopar Bedenden.askimiz Harbiden Hemde Derinden.asla Vazgecmeyiz Besiktas Senden.
semtimiz Erkekler Semti, Asik Eder Herkesi, Uzerimden Eksilmesin Bayragimin Golgesi, Iste Biz Kotu Gunde Hep Omuz Omuzayiz,ovunmek Gibi Olmasin Biz Karakartalliyiz…
gun Dogdu Hep Uyandik Stadlara Dayandik Besiktasin Ugrunada Bayraklara Donandik Semtimiz Erkek Semti Asik Eder Herkesi Uzerimde Eksilmesin Bayragimin Golgesi Iste Biz Kotu Gunde Hep Omuz Omuzayiz Ovunmek Gibi Olmasin Biz Karakartalliyiz.
bazen Huzun,bazen Kader Senin Sevgin Bir Omre Bedel.besiktas Sen Bizim Herseyimissin.
besiktas Diyerek Sana Yuz Vurduk,siyahin Yanina Beyazi Koyduk,yillardan Beridir Hep Senin Olduk Besiktas Sen Bizim Her Seyimizsin ..
gel Gunduzle Gece Olalim Gel Gokyuzunde Yildiz Olalim Seninle Sampiyonluklara Kosalim Haydi Bastir Kara Kartal’im.
yakisir Sana Yakisir,sana Sampiyonluk Yakisir,sen Alemde Teksin, Degisilmezsin,besiktas Sen Bizim Herseyimizsin!
basin One Egilmesin Aldirma Kartal, Aldirma.en Buyuk Sen Degilmisin Aldirma Kartal, Aldirma Kartal Aldirma…
dunyada Iki Tur Taraftar Vardir:bjk’li Olanlar,bjk’li Olduklarinin Farkina Varamayanlar.
kara Kartalsin Goklerde Uzarsin 100 Yildir Yasarsin Cekemeyenler Kiskanalar Catlasin Bir Allahim Birde Sen Varsin.
siyahin Yanina Beyaz Koyduk Yillardir Bu Renklere Biz Bas Koyduk Yagmurlarda Camurlarda Stadlari Doldurduk Besiktas Sen Bizim Herseyimizsin
galatasaray nickleri, msn gs nickleri
Fenerbahceli Misin? Allah Baska Dert Vermesin(!)
Herkes Fenerli Dogacak Ama Birgun Herkes Cimbomlu Olecek…
Bir Gun Herkes Fenerli Olacak , Geri Kalan 364 Gun Ise Galatasarayli…
Belki Bir Gun Baskalari Da Super Kupa’yi Kazanir.. Ne Dersiniz Hos Olmaz Mi?
Cimbomlu Arkadaslar..fenerliler Bize Mutesekkir..biz Olmasak Avrupa Takimlarini Seyredemeyecekler…
1905 Te Dogdu Askimiz ,sari Kirmizi Akar Kanimiz,cimbombom Feda Olsun Sana Canimiz Olene Kadar Hep Senin Yanindayiz
Biz Alistik Avrupada Kupa Gormeye, Sira Sende Fenerbahce. Bulgaristanda Yayla Kupasi Varmis, Haydi Fenere De Bir Alkis.
Avrupa Fatihisin Galatasaray..turkiyenin Gururusun Galatasaray.. Gokte Yildizsin Gonullerde Ay, Bu Senede Sampiyonsun Galatasaray..
Cimbombom Diyerek Sana Yuz Koyduk,sarinin Yanina Kirmizi Koyduk,yillardan Beridir Hep Senin Olduk,cimbombom Sen Bizim Herseyimizsin
Gercekleri Tarih Yazar, Tarihide Galatasaray.
Aslan Terbiye Eden Fenerbahceli Taraftarin Ne Hale Geldigini Birak Turkiyeyi Dunya Gordu. Sen Ki Kucuk Bir Kanaryasin Aslanla Ugrasmak Senin Neyine..
Istersen Eglenelim Davullarla Zurnalarla. Istersen Giriselim Zincirlerle Sopalarla… Laylay Laylay Laylay..
Yerlerde Surunduk, Cok Gece Uyumadik, Stadin Onunde Betonda Yattik, *Stadlarda Ismim, Kalelerde Resmim, Vazgectim Hayattan Besiktas’im Icin, Oyle
Bir Sevda Ki Tarif Edilemez, Kalplere Yazmisiz, Inan Hic Silinmez, Dunya Hep *Donuyor, Omrumuz Bitiyor, Besiktas Sevgisi Bizde Hic Bitmiyor!
Nasil Ki Bu Milletin Tacidir Yildizla Ay,yuksel Taa Arsa Kadar Sanli Galatasaray…
Sapsariyla Kirmizi Kalbimizin Yildizi ,sampiyon Ol Cimbombom Al Bizim Canimizi…
Fenerli Olmak Ayip Degil, Yeterki Caktirma..
Adana Ceyhan Herkes Cimbomlu Hade Sende Uyan ..
Kalplerde Yildiz,gonullerde Ay, Sampiyonsun Galatasaray
Cim Bom Bom’um Benim Biricik Sevgilim, Soyle Senden Baska Kimim Var Benim,
Seninle Aglarim Seninle Gulerim, Soyle Senden Baska Kimim Var Benim.
komik nickler
* uzun lafın kısası : UL
* Bebeğinizin altına yapmasını istemiorsanız çevirin üstüne yapsın.
* Yarasa çok faydalı bir hayvandır. Öyle olmasa yaramasa derlerdi.
* Bu erikson, başka erik yok.
* Kadın hakkı yoktur çünkü hakkı erkek ismidir.
* En son gülen sen olacaksın. . .çünkü geç anlıyorsun.
* Allah’ım kendim için birşey istemiorum. Sadece anneme elma yanaklı sütun bacaklı bal dudaklı bir gelin eyle.
* Gerçekler acıdır, baklava tatlıdır. O zaman baklava gerçek değildir.
* Yerin kulağı vardır, benimde kulağım var. Ben yer miyim ? Yemem!
* Bilmemek ayıp deil yeterki çaktırma.
* Tam öğrenmeye başlamıştımki okul bitti.
* Ey yükselen nesil. . .İn ulan aşağı.
* Eger dünya delikanli olsaydi yuvarlak olmazdi
* Gençligim aci veriyordu ameliyatla aldirdim
* Selam, ben Aydan Sener – Hadi yaa… Ben de Dünyadan Neil Armstrong
* Yes abicim, Türkçe egitime benden de okey!!!
* Ilahi Azrail sen adami öldürürsün
* Oglumun adini mafya koydum, artik bi mafya babasiyim!
* Sen hic sahanda yumurta yedin mi? Evet….Peki deplasmanda yedin mi?
* Bataryası zayıf rüyalarımıza şebeke hatası nedeniyle 1 süre ulaşılamadı. Şimdi full çeken hattımla seninleyim.
* Bu cekicilik, bu asalet,hele o büyülü gözler. allah bütün güzelligi bir kiside toplamis. neyse benden cok bahsettik.sen nasılsın
* Sün seni çok bekledik toplu resim çektirecektik. Sen gelmeyince topsuz çektirmek zorunda kaldık!
* sevmek cay, sevilmek seker bizim gibi garibanlar cayi sekersiz icer.
* Dünya döner ay kebap
* Adamin biri yerde elli bin lira bulmus, ayakli bin lira bulamamis…
* Noel babanin niye hiç eli yoktur?….çünkü NO-EL baba
* Adamin biri “saat kaç” demis saat de kaçmis
* O kadar iyi uyurum ki bu isi gözüm kapali yaparim
* Kaptan ali sesleniyor kaptan ali sesleniyor; “cikarin beni bu kaptan
* Kaynanamı kaybettim görenlerin görmezlikten gelmeleri rica olur
* Saçımı süpürge yaptım elektrik süpürgesi çıktı beni terk etti
* Yasınız kaç?
- Vallahi her yıl değişiyor
* Kabadayılığa yer yok demişler, kabadayı ayakta kalmış
* Aşk havuzuna aptal düşer ama beni ittiler!
şekilli nickler
×÷•.•´¯`•)» (Buraya msn Ismi) «(•´¯`•.•÷×
(¯`•._.•[ (Buraya msn Ismi) ]•._.•´¯)
• ••^v´¯`×) (Buraya msn Ismi) (×´¯`v^•• •
,.-~*’¨¯¨’*•~-.¸-(_ (Buraya msn Ismi) _)-,.-~*’¨¯¨’*•~-.¸
Oº° ¨ (Buraya msn Ismi) ¨ °ºO
- – –^[ (Buraya msn Ismi) ]^– – -
“•.•´¯`•.•” (Buraya msn Ismi) “•.•´¯`•.•”
`•.¸¸.•´´¯`••._.• (Buraya msn Ismi) `•.¸¸.•´´¯`••._.•
(¯`•._) (Buraya msn Ismi) (¯`•._)
¯¨’*•~-.¸¸,.-~*’ (Buraya msn Ismi) ¯¨’*•~-.¸¸,.-~*’
•´): (Buraya msn Ismi) 9(`•
.-~•*’ܨ¯`•¸ (Buraya msn Ismi) ¸•`¯¨Ü’*•~-.
¸ .-•~¹° ÆÜ¨ (Buraya msn Ismi) ¨ÜÆ °¹~•-. ¸
׺° Ü` °º× (Buraya msn Ismi) “._.•´¯)
¤ıE`[¤ (Buraya msn Ismi) ¤]´)÷¤
••¤(`×[¤ (Buraya msn Ismi) ¤]×´)¤••
•´¯`•*» (Buraya msn Ismi) «*•´¯`•
]¦”¦[ (Buraya msn Ismi) ]¦”¦[
`•.,¸¸,.•´¯ (Buraya msn Ismi) ¯`•.,¸¸,.•´
[`•.] (Buraya msn Ismi) [.•´]
(`•.•” (Buraya msn Ismi) “•.•’)
“´¯¥¯`” (Buraya msn Ismi) “´¯¥¯`”
“^v^ [ (Buraya msn Ismi) ] ^v^”
“•´¯°• (Buraya msn Ismi) •°¯`•”
•°¯`•” (Buraya msn Ismi) “•´¯°•
§.•´¨’°÷•..× (Buraya msn Ismi) ×,.•´¨’°÷•..§
]|I{”——» (Buraya msn Ismi) «——”}I|
“]”•´º´•» (Buraya msn Ismi) «•´º´•”[”
ğº°Ü¨ (Buraya msn Ismi) ¨Ü°ºıE
׺° Ü` °º× (Buraya msn Ismi) ׺° Ü` °º×
.•´¯`•-> (Buraya msn Ismi) <-•´¯`•
<º))))><.•´¯`•. (Buraya msn Ismi) ¸.•´¯`•.¸><((((º>
- -¤–^] (Buraya msn Ismi) [^–¤- -
~²ºº²~ (Buraya msn Ismi) ~²ºº³~
._|.<(+_+)>.|_. (Buraya msn Ismi) ._|.<(+_+)>.|_.
..|..<(+_ (Buraya msn Ismi) _+>..|..
-•=»ıE=•- (Buraya msn Ismi) -•=»ıE=•-
“°o.O (Buraya msn Ismi) O.o°ıE
º°¨¨°º©©º°¨¨°º© Buraya msn Ismi ©º°¨¨°º©©º°¨¨°º©
.•´¯(_.•´¯(_.•´¯(_ Buraya msn Ismi _)¯`•._)¯`•._)¯`•.
,-*’^'~*-.,_,.-*~ Buraya msn Ismi ~*-.,_,.-*~’^'*-,
(¯`•.¸¸.•´¯`•.¸¸.-> Buraya msn Ismi <-.¸¸.•´¯`•.¸¸.•´¯)
?•?•?/?\?•?•? Buraya msn Ismi ?•?•?/?\?•?•?
_\|/_-=<><>||[] Buraya msn Ismi []||<><>=-_\|/_
¤º°`¯ ¯`°²º¤æ=« Buraya msn Ismi »=椺²°`¯ ¯`°º
(¯`•._(¯`•._(¯`•._( Buraya msn Ismi )_.•´¯)_.•´¯)_.•´¯)
*®*´¯`*.¸¸.*´¯`*Buraya msn Ismi*´¯`*.¸¸.*´¯`*
~^°’\,.;:,/’°^~^°’\,.;:,/’°^| Buraya msn Ismi |^°’\,.;:,/’°^~^°’\,.;:,/’°^~
¯`•.¸¸.•´¯`•.¸¸.•´¯Buraya msn Ismi¯`•.¸¸.•´¯`•.¸¸.•´¯
(¯`•.(¯`•.(¯`•.(¯`•.Buraya msn Ismi.•´¯).•´¯).•´¯).•´¯)
¸.•`¯`•.¸¸.•`¯`•Buraya msn Ismi•`¯`•.¸¸.•`¯`•.¸
(¯`•.¸¸.-> °º Buraya msn Ismi º° <-.¸¸.•´¯)
(`¨\§/¨´)—»–@-} Buraya msn Ismi {-@–«—(`¨\§/¨´)
°•.¸.•°¯°•.¸.•°¯°•.¸.->Buraya msn Ismi<-.¸.•°¯°•.¸.•°¯°•.¸.•°
|!¤*’~“~’*¤!||Buraya msn Ismi||!¤*’~“~’*¤!|
,._.,-*^~*-,._.,-~>Buraya msn Ismi<~-,._.,-*~^~*-,._.,
.,;`’;_,_;`’;_._;`’;_.Buraya msn Ismi._;’`;_._.’`;_._.’`;,.
»»-(¯`•.•´¯)-> Buraya msn Ismi <-(¯`•.•´¯)-««
(¨:::”””\×_×/”””:::*)—-} Buraya msn Ismi {—-(+:::”””\×_×/”””:::¨)
.°•. °•. °•. °•. Buraya msn Ismi .•° .•° .•° .•°.
°º”°¨¨°(_.•´¯`•«¤° Buraya msn Ismi °¤»•´¯`•._)°¨¨°º
(_*/\Sweet/\*_)(_*/\Buraya msn Ismi/\*_)(_/\*Mylover*/\_)
(°¨¨°\/°¨¨°» Buraya msn Ismi «°¨¨°\/°¨¨°)
(^^(-_-)^^) Buraya msn Ismi (^^(-_-)^^)
||¯|_|¯|_.°•. °•. -> Buraya msn Ismi <-.•° .•°._|¯|_|¯|
²ºº³ xXx_Buraya msn Ismi_xXx ²ºº³
¥-×xXx×-¥~Buraya msn Ismi~¥-×xXx×-¥
,.-~*´¨¯¨`*•~-.¸-(_Buraya msn Ismi_)-,.-~*´¨¯¨`*•~-.¸
•°l¯l_l¯l*Buraya msn Ismi*l¯l_l¯l•°
~~((-_-))~~_¯¯\_/¯¯_Buraya msn Ismi_¯¯\_/¯¯_~~((-_-))~~
_-’(‘-_°_-’(‘-_Buraya msn Ismi_-’)’-_°_-’)’-_
.o0×X×0o. Buraya msn Ismi .o0×X×0o.
*-._.-* *-._.-* Buraya msn Ismi *-._.-* *-._.-*
¸,ø¤º°`°º¤ø,¸ (Buraya msn Ismi) ¸,ø¤º°`°º¤ø,¸
<(*_*)>…:…Buraya msn Ismi…:…<(*_*)>
[.. Buraya msn Ismi..]..[..Buraya msn Ismi..]
/\/\/\/[. Buraya msn Ismi .]\/\/\/







