Siyaset’ Kategorisi için Arşiv
Sesli Haber Brezilya ve Türkiye ‘İran’ için toplandı
25 Temmuz 2010 Yazan SeslikaradenizSesliKaradeniz.CoM sesli siteler, sesli chat sitesi sesli Sohbet, sesli Chat, kameralı chat, kameralı sohbet sesli sohbetsesli sohbetSesli Chat Siteleri, Sesli Sohbet Siteleri, Kamerali Sohbet, Seslichat, Seslisohbet, Sesli Seviyeli Arkadaslik Sitesi.

Türkiye ve Brezilya, İran’ın nükleer programıyla ilgili İstanbul’da bir zirve düzenledi. İlk olarak Brezilya ve Türkiye dışişleri bakanları bir araya geldi. Görüşme sonrası Davutoğlu ve Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim basın toplantısı yaptı. Davutoğlu, Türkiye’nin ilke olarak uluslararası krizlerin diplomasi yoluyla çözümünden yana olduğunu söyledi
Üçlü zirve öncesi yapılan basın toplantısında Dışişleri Bakanı Davutoğlu, İran ile Viyana Grubu ve P5 + 1 ülkeleri arasındaki görüşmelerin diplomatik düzeyde devam edebilmesi için neler yapılacağını gözden geçirileceğini belirtti.
Brezilya Dışişleri Bakanı Amorim de, “Amacımız barışın tesis edilemesini gerçekleştirebilme çabasında İran’ın görüşlerini alma fırsatını yakalamak” dedi.
Davutoğlu’nun konuşmasından satırbaşları:
Biz uluslararası krizlerin barışla çözülmesi için katkı vermeye çalışıyoruz. Türkiye olarak ilkemiz krizlerin diplomasi yoluyla çözülmesi.
Tahran Anlaşması taraflar arasında güven artırıcı konuda atılmış bir adımdır. Yoksa sorunun çözümü içni yapılmış bir anlaşma değildir.
Brezilya Dışişleri Bakanı Celso Amorim’in konuşmasından satırbaşları:
İran’ın nükleer programı konusunda çözüme doğru gittiğimize inanıyoruz.
Ortak geleceğimiz için daha fazla müzakere şart.
TAKAS ANLAŞMASI İMZALANMIŞTI
İran, 17 Mayıs tarihinde Türkiye ve Brezilya’nın arabuluculuğunda imzalanan ve Tahran Deklarasyonu olarak bilinen anlaşma çerçevesinde, düşük düzeyde zenginleştirilmiş 1,200 kilogram uranyumunu, Türkiye üzerinde yüksek oranda zenginleştirilmiş 120 kilogram uranyumla takas etmeyi kabul etmişti.
ABD, Rusya, Fransa ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’ndan oluşan Viyana Grubu ise takas anlaşmasını reddetmiş ve geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Türkiye ve Brezilya’nın ret oyu verdiği oturumda İran’a yönelik yeni yaptırımları onaylamıştı. BM’den çıkan yaptırım kararının ardından, İran’ın müzakere masasına döndürülmesinin iyice zorlaştığı yorumları yapılmıştı.
Başta ABD olmak üzere Batılı devletler, nükleer programını durdurmayı reddeden İran’ın hedefinin atom bombası üretmek olduğundan şüpheleniyorlar. İran ise programın nükleer yakıt elde etmek için yürütüldüğünü ifade ediyor
SSK Hastanesi Randevu Telefon Numalararı
25 Temmuz 2010 Yazan SeslikaradenizSesliKaradeniz.Com SesliChat,SesliSohbet,Sesli Sohbet,Sesli Chat,KameralıChat,SesliKameralı,GörüntülüSohbet,Kaliteli SesliGörüntülü sesli siteler, sesli chat sitesi sesli Sohbet, sesli Chat, kameralı chat, kameralı sohbet sesli sohbetsesli sohbet
Adana Adana Bölge Hastanesi 0 322 227 06 00
Adana Adana Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesi 0 322 431 51 51
Adıyaman Adıyaman Hastanesi 0 416 227 25 00
Afyon Afyon Hastanesi 0 272 214 50 43
Aksaray Aksaray Dr. Şahap Kocatopçu Hastanesi 0 382 214 45 00
Amasya Amasya Hastanesi 0 358 252 94 45
Amasya Amasya Suluova Hastanesi 0 358 418 13 20
Ankara Ankara Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi 0 312 430 16 46
Ankara Ankara Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim Hastanesi 0 312 326 88 88
Ankara Eğitim Hastanesi 0 312 326 78 00
Ankara İhtisas Hastanesi 0 312 326 84 64
Ankara Ulus Hastanesi 0 312 309 90 00
Ankara Ulucanlar Dispanseri 0 312 363 95 00
Ankara Ulucanlar Göz Hastalıkları Merkezi 0 312 309 72 72
Ankara 50.Yıl Yenimahalle Dispanseri 0 312 327 75 85
Ankara Yenişehir Dispanseri 0 312 417 69 59
Antalya Antalya Bölge Hastanesi 0 242 346 70 00
Aydın Bölge Hastanesi 0 256 213 26 82
Aydın Nazilli Hastanesi 0 256 312 10 20 – 313 46 37
Aydın Söke Dispanseri 0 256 512 09 09
Balıkesir Ayvalık Dispanseri 0 266 373 23 22
Balıkesir Balıkesir Hastanesi 0 266 221 04 04
Balıkesir Bandırma Hastanesi 0 266 714 08 00
Balıkesir Edremit Hastanesi 0 266 373 23 22
Bartın Bartın Hastanesi 0 378 228 77 33
Bilecik Bozüyük Hastanesi 0 228 314 06 01
Bolu Bolu Hastanesi 0 374 270 45 50
Bursa Bursa Ağız Diş Sağlığı Merkezi 0 224 233 08 00
Bursa Bursa Bölge Hastanesi 0 224 234 91 91
Bursa Bursa Çocuk Hastalıkları Hastanesi 0 224 234 91 91
Bursa Bursa Demirtaş DOSAB Dispanseri 0 224 234 66 44
Bursa Bursa Pilot Bölge Dispanseri 0 224 233 53 00
Bursa İnegöl Hastanesi 0 224 711 13 41
Çanakkale Çanakkale Hastanesi 0 286 214 03 80
Çorum Çorum Hastanesi 0 364 225 06 30
Denizli Bölge Hastanesi 0 258 263 64 63
Diyarbakır Bölge Hastanesi 0 412 229 63 01
Düzce Düzce Hastanesi 0 380 514 74 40
Edirne Bölge Hastanesi 0 284 214 63 00
Elazığ Elazığ Hastanesi 0 424 238 41 11
Erzincan Erzincan Hastanesi 0 446 224 01 50
Erzurum Erzurum Doğumevi ve Çocuk Hastalıkları Bölge Hastanesi 0 442 235 50 80
Eskişehir Eskişehir Bölge Hastanesi
Eskişehir Eskişehir Dispanseri 0 222 220 40 19
Eskişehir Eskişehir Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesi 0 222 217 16 16
Gaziantep Bölge Hastanesi 0 342 336 51 51
Giresun Giresun Hastanesi 0 454 215 68 00
Hatay Antakya Hastanesi 0 326 221 85 20
Hatay İskenderun Hastanesi 0 326 616 32 00
Isparta Isparta Hastanesi 0 246 237 15 77
İçel Mersin Hastanesi 0 324 237 15 77
İçel 70. Yıl Tarsus Hastanesi 0 324 614 51 24
İstanbul 75. Yıl Erenköy Fizik Tedavi ve Esenlendirme Hastanesi 0 216 368 01 68
İstanbul Bakırköy Doğumevi Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Hastanesi 0 212 543 41 10
İstanbul Bayrampaşa Dispanseri 0 212 612 62 12
İstanbul Beşiktaş Dispanseri 0 212 258 70 70
İstanbul Beyoğlu Dispanseri 0 212 292 58 40
İstanbul Bezmialem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi 0 212 635 38 37
İstanbul Büyükçekmece Dispanseri 0 212 882 39 39
İstanbul Cibali Dispanseri 0 212 532 26 88
İstanbul Erenköy Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi 0 216 302 00 80
İstanbul Eyüp Hastanesi 0 212 614 88 33
İstanbul Göztepe Eğitim Hastanesi 0 216 566 29 59
İstanbul Güngören Dispanseri 0 212 562 70 01
İstanbul İstanbul Eğitim Hastanesi 0 212 300 80 80
İstanbul İstanbul Paşabahçe Hastanesi 0 216 413 09 09
İstanbul İstinye Dispanseri 0 212 277 25 56
İstanbul Kadıköy Dispanseri 0 216 418 51 50
İstanbul Kartal Hastanesi 0 216 473 17 00
İstanbul Kazlıçeşme Dispanseri 0 212 415 49 49
İstanbul Küçükçekmece Dispanseri 0 212 696 41 14
İstanbul Levent Dispanseri 0 212 325 02 02
İstanbul Okmeydanı Eğitim Hastanesi 0 212 320 22 40
İstanbul Osmaniye Dispanseri 0 212 543 34 32
İstanbul Pendik Hemodiyaliz Merkezi ve Dispanseri 0 216 483 00 50
İstanbul Sarıgazi Dispanseri 0 216 429 94 22
İstanbul Şişli Hastanesi 0 212 233 18 18
İstanbul Topçular Dispanseri ve Ağız Diş Sağlığı Merkezi 0 212 418 54 54
İstanbul Ümraniye Dispanseri 0 216 523 27 00
İstanbul Üsküdar Dispanseri 0 216 391 83 11
İzmir Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi 0 232 464 59 19
İzmir Aliağa Hastanesi 0 232 616 99 05
İzmir Alsancak Dispanseri 0 232 410 04 24
İzmir Buca Dispanseri 0 232 487 85 85
İzmir Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim Hastanesi 0 232 459 08 39
İzmir İzmir Eğitim Hastanesi 0 232 250 50 50
İzmir İzmir Karşıyaka Dispanseri 0 232 489 40 40
İzmir İzmir Merkez Dispanseri 0 232 489 40 40
İzmir Tepecik Eğitim Hastanesi 0 232 433 88 88
İzmir Tepecik Çocuk Hastanesi 0 232 433 06 08
Karabük Karabük Hastanesi 0 370 412 79 80
Karaman Karaman Dispanseri 0 338 214 36 00
Kayseri Bölge Hastanesi 0 352 330 22 30
Kırıkkale Kırıkkale Hastanesi 0 318 270 72 50
Kırklareli Kırklareli Hastanesi 0 288 212 91 00
Kırklareli Lüleburgaz Hastanesi 0 288 417 33 33
Kırşehir Kırşehir Hastanesi 0 386 262 13 13
Kocaeli Gebze Hastanesi 0 262 644 59 44
Kocaeli Kocaeli Hastanesi 0 262 263 64 64
Konya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi 0 332 350 60 96
Konya Konya Bölge Hastanesi 0 332 324 72 00
Konya Ereğli Hastanesi 0 332 713 00 12
Kütahya Emet Hastanesi 0 274 461 31 99
Kütahya Kütahya Hastanesi 0 274 231 82 88
Kütahya Tavşanlı Hastanesi 0 274 615 44 60
Malatya Malatya Bölge Hastanesi 0 422 212 76 77
Manisa Manisa Hastanesi 0 236 232 11 11
Manisa Salihli Hastanesi 0 236 714 20 56
Manisa Soma Hastanesi 0 236 613 32 00
Muğla Muğla Hastanesi 0 252 213 02 42
Nevşehir Nevşehir Hastanesi 0 384 231 00 88 – 212 67 84
Niğde Niğde Hastanesi 0 388 221 14 44
Ordu Ordu Hastanesi 0 452 225 24 20
Ordu Ünye Hastanesi 0 452 321 17 10
Sakarya Adapazarı Hastanesi 0 264 291 35 90
Samsun Bafra Hastanesi 0 362 542 88 00
Samsun Samsun Bölge Hastanesi 0 362 231 57 15
Sinop Sinop Hastanesi 0 368 271 55 70
Sivas Sivas Bölge Hastanesi 0 346 225 00 30
Şanlıurfa Şanlıurfa Hastanesi 0 414 351 22 22
Tekirdağ Tekirdağ Hastanesi 0 282 261 16 5021 02
Tokat Tokat Hastanesi 0 356 214 14 66
Tokat Turhal Hastanesi 0 356 276 77 00
Trabzon Trabzon Hastanesi 0 462 229 97 26
Uşak Uşak Hastanesi 0 276 223 53 53
Yalova Yaşar Okuyan Bölge Hastanesi 0 226 813 90 01
Zonguldak Bölge Hastanesi 0 372 253 75 00
Zonguldak Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi 0 372 252 26 76
Zonguldak Karadeniz Ereğli Hastanesi 0 372 322 09 29
| İstanbul Kan Merkezleri |
Sesli Görüntülü Kaliteli,TiklaSohbet
23 Temmuz 2010 Yazan Seslikaradenizsesli siteler, sesli chat sitesi sesli Sohbet, sesli Chat, kameralı chat, kameralı sohbet sesli sohbetsesli sohbet

Türkiyenin en kaliteli en Seviyeli en Görkemli Sitesi olan Seslikaradeniz Yükselmeye Devam Ediyor Ediçekdir Önçelike Sesli Sohbet Girmek isteyen ilk Girecek arkadaslarımız Sitemiz üçretsiz dir Bedava Sohbet keyfi yasamanız Dileyle Siyaset ırkcılık Kesinlikle msn reklam tel kufur hakaret ortam geriçi olaylardan lütven kacınınız Ve kesinlikle Yasakdır
SesliSohbet Nasıl Girebilçeyınızın Tanıtımı
Yükleyen Seslikaradeniz. – DiÄ�er video blogları.
Windows 7'de Mikrofon ve Ses Ayarlarını
Yükleyen Seslikaradeniz. – Daha fazla bilim ve teknoloji videosu sizleri bekliyor.
Sesli Haber TBMM’de tarihi görüşme başladı
15 Temmuz 2010 Yazan Seslikaradenizsesli siteler, sesli chat sitesi sesli Sohbet, sesli Chat, kameralı chat, kameralı sohbet sesli sohbetsesli sohbet.
Aysel ALP bildiriyor 15 Temmuz 2010
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın terör ziyaretleri Salı günü DSP’yle başladı. Dün BBP, SP ve TÜSİAD ile görüştü. Bugün ise terör ziyaretlerinin en önemli ayağı olan CHP var. Bu tarihi görüşme az önce TBMM’de başladı. Kılıçdaroğlu Başbakan’ı ‘hoşgeldiniz’ diyerek karşıladı. Başbakan Erdoğan gazetecilerin beklediği kapıdan değil diğer kapıdan giriş yapınca büyük bir izdiham yaşandı
Ana Sayfa
TBMM’de tarihi görüşme başladı
Paylaş
Haberi Paylaş
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın terör ziyaretleri Salı günü DSP’yle başladı. Dün BBP, SP ve TÜSİAD ile görüştü. Bugün ise terör ziyaretlerinin en önemli ayağı olan CHP var. Bu tarihi görüşme az önce TBMM’de başladı. Kılıçdaroğlu Başbakan’ı ‘hoşgeldiniz’ diyerek karşıladı. Başbakan Erdoğan gazetecilerin beklediği kapıdan değil diğer kapıdan giriş yapınca büyük bir izdiham yaşandı.
TARİHİ GÖRÜŞMEDEN FOTOĞRAFLAR
İŞTE GAZETECİLERİN ŞAŞIRDIĞI O ANLAR / WEB TV
İLK KEZ BİR ARAYA GELDİLER – WEB TV
Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı TBMM’deki makam odasının girişinde karşıladı ve el sıkışarak “hoşgeldiniz” dedi. Başbakan Erdoğan görüşmeye, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Kamu Güvenliği Müsteşarı Muammer Güler ile birlikte geldi. CHP tarafında ise onları Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Süha Okay, CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve CHP Grupbaşkan vekili Kemal Anadol karşıladı.
BASIN ORDUSU TERS KÖŞE OLDU
Başbakan Erdoğan, Meclis’teki tarihi görüşmeyi görüntülemek için TBMM’ye akın eden basın mensuplarını adeta ‘ters köşe’ yaptı. Başbakan Erdoğan, gazetecilerin beklediği kapıdan giriş yapmayarak diğer kapıdan gelince bir anda izdiham yaşandı. Başbakan’ın geldiği tarafa dönmeye çalışan gazeteciler buna rağmen görüntü almayı başaramadı.
GAZETECİ-KORUMA TARTIŞMASI
Başbakan’ın gelişinden hemen önce korumaların geldiği yöne doğru objektiflerini çeviren gazeteciler, Erdoğan’ın diğer taraftan yanında sadece 1 korumayla salona gelmesiyle görüntü alamadılar.
Gazeteciler Başbakan’ın korumalarına “Bizi yanılttınız, sizin yüzünüzden görüntü alamadık” diye tepki gösterirken, korumalar ise “Başbakan’ın diğer taraftan geleceğini biz de bilmiyorduk” şeklinde kendilerini savundular.
TATLI YİYELİM TATLI KONUŞALIM
Kılıçdaroğlu’nun Meclis’teki makamında gerçekleştirilen görüşmede CHP’li yetkililer konukları için tatlı bir mönü hazırladı. Orta sehpadaki tabaklarda karşılık tatlı kurabiyeler, büyük gümüş şekerlikte ise lokum ve badem ezmeleri servis edildi. Büyük ihtimalle konuklara çay ve kahve ikramında bulunuldu.
Son dakika : Netanyahu 9 Ağustos ta ifade verecek
Haber
» Gündem
» Ekonomi
» Magazin
» Spor
» Dünya
» Planet
» Ekonet
» Piyasanet
» Yazarlar
Yaşam
» Sağlık
» Teknoloji
» Kültür – Sanat
» Sinema
» Astroloji
» Tv Rehberi
» Anneyiz.biz
» Tipeez
» Web TV
» En İyi On
» Yazarkafe
İlanlar
» Yenibiris.com
» Hürriyet Emlak
» Hürriyet Oto
» Gazete Seri İlan
» Hürriyet Kıyasla
İnteraktif » Haber Alarmı
» Bumerang
» Sosyal İlanlar
» Bilgi Yarışması
» Doğum Günü Hürriyeti
» Hürriyet Mind
» At Yarışı Sonuçları
» İddaa Programı
» Canlı Maç Anlatımı
» Ekran Koruyucu
Reklam için www.seslikaradeniz.com
Seslikaradeniz.Com,Sesli Sohbet,Sesli Chat,Tiklakaradeniz
13 Temmuz 2010 Yazan SeslikaradenizSesli Chat Sesli Sohbet Görüntülü Chat Görüntülü Sohbet Kameralı Sohbet Üye Olmadan Sohbet Edebilirsiniz SesliSohbet,SesliChat,KaradenizSohbet Sitemize Hoşgeldiniz
sesli siteler, sesli chat sitesi sesli Sohbet, sesli Chat, kameralı chat, kameralı sohbet sesli sohbetsesli sohbet
Seslikaradeniz Haber Cinayet Facebook’taki notta gizli
13 Temmuz 2010 Yazan SeslikaradenizMehmet ERÇAKIR/ISPARTA, (DHA) 13 Temmuz 2010
ISPARTA’nın Gölcük Tabiat Parkı’nda bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunan 20 yaşındaki Mustafa Özdemir’in sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki profiline “Öleceğimden değil, alemin bensiz kalacağından korkuyorum” diye yazdığı ortaya çıktı. Gencin ölümüyle ilgili 2 kişi gözaltına alındı.
Dere Mahallesi’nde Gölcük Tabiat Parkı eski yolu üzerindeki bir bahçede geçen pazar günü zerdali toplayan Mehmet Mutlu, bahçenin duvar kenarında erkek cesedi görünce polise haber verdi. Gelen polislerin incelemesi sonucu cesedin Mustafa Öztürk’e ait olduğu belirlendi. Gencin karnında çok sayıda bıçak yarası bulunduğu ve yaklaşık 25 metre yükseklikteki yol kenarından bahçeye atıldığı tespit edildi. Soruşturma sürerken, 2 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan ve kimlikleri açıklanmayan şüphelilerin emniyetteki ifadeleri sürüyor.
ARKADAŞLARINDAN İLGİNÇ YORUM
Diğer yandan gencin sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki profilinde yazılı olan ‘Öleceğimden değil, alemin bensiz kalacağından korkuyorum’ cümlesi dikkat çekti. Gencin profiline arkadaşları tarafından yapılan ‘Kardeşim benim seni hep içimde yaşatacağım ve herkesin hesabını tek tek soracağım’, ‘Kanka her şey güzel olacak derdin. Sildim eskileri çektim yeni defteri kardeşim derdin. Olmadı kardeşim yapamadık bu hayatta değerini bilmediler. Seni yalnız bırakıp bu hallere sokanlar hesabını verecektir’ gibi yorumlar da dikkat çekti.
Bir süreden bu yana işsiz olan Mustafa Özdemir’in geçen yıl Türkiye İş Kurumu’nun meslek edindirme kursuna katıldığı ve bir süre de Antalya’da turizm işçisi olarak çalıştığı belirtildi
Sesli haber mehmet ciyimizin G3 efsanesi sona eriyor
12 Temmuz 2010 Yazan SeslikaradenizG3 efsanesi sona eriyor!
İşte Mehmetçiğin yeni silahı

Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) tarafından geliştirilen ve dünyada kullanılan piyade tüfeklerinin en iyi özelliklerini üzerinde toplayan Milli Modern Piyade Tüfeğinin 3 adet prototipi üretildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, 22 Ocak 2009 yılında Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Milli Modern Piyade Tüfeğinin ”tasarım ve geliştirme” sözleşmesini imzalayan MKE, tüfeğin prototip çalışmalarını Kırıkkale’deki fabrikasında tamamladı.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin taktik ve teknik istekleri doğrultusunda üretilen 3 adet prototip tüfek, önümüzdeki günlerde kalifikasyon testlerine tabi tutulacak. Türk ordusu tarafından kullanılan G3′lerin yerini alması planlanan modern piyade tüfeği, testlerden başarıyla geçmesi halinde 2011 yılının Haziran ayında seri üretime hazır hale getirilecek.
Tasarımından itibaren tamamen yerli olan ve hiç bir ülkeden teknoloji transferi yapılmadan üretilen modern piyade tüfeği, şu anda dünyada kullanılan üçüncü jenerasyon piyade tüfeklerinin en iyi özelliklerini üzerinde topluyor.
MKE yetkilileri, gece ve gündüz her türlü arazi ve hava şartlarında en iyi performansı sağlayacak şekilde tasarlanan Milli Modern Piyade Tüfeği’nin, bir çok özelliğinin G3′ten daha iyi olduğunu belirttiler.
Prototipin önümüzdeki günlerde kamuoyuna gösterileceğini ifade eden yetkililer, tüfeğin isminin de henüz belirlenmediğini kaydettiler.
Şu anda TSK tarafından kullanılan G3 piyade tüfeklerinin daha çok düzenli ordu savaşları için üretildiğini, ağır ve bakımı zor olan bu tüfeklerin yerine daha hafif ve bakımı kolay olan yeni nesil bir piyade tüfeğine ihtiyaç duyulduğunu belirten yetkililer, bu nedenle Milli Modern Piyade Tüfeğinin tasarlandığını söylediler.
Modern piyade tüfeğinin G3′e göre daha hafif, namlu ömrünün daha uzun, boyunun daha kısa olduğuna işaret eden yetkililer, şu bilgileri verdi:
”Tasarımdan itibaren tamamen yerli, hiç bir ülkeden teknoloji transferi yapılmadan Kara Kuvvetleri Komutanlığının verdiği teknik şartnameye uygun olarak üretimi başlatılan piyade tüfeklerinin ilk prototiplerinden 3′ü üretildi. Bundan sonra parça parça kalifikasyonu yapılacak, çalışabilirliği test edilecek. Bütün parçaların kalifikasyonu yapıldıktan sonra seri üretime geçilecek. Tüfek, 2011 yılının Haziran ayında seri üretime hazır hale gelecek. Gaz piston sistemi ile çalışan bu tüfek, şu anda dünyada kullanılan üçüncü jenerasyon piyade tüfeklerinin en iyi özelliklerini üzerinde topluyor.”
Yetkililerin verdiği bilgiye göre yüzde 100 yerli olarak yapılan yeni piyade tüfeği 7,62 mm olacak ve NATO mermisi kullanacak. Ağırlığı 3 kilo 700 gram, uzunluğu 920 mm, etkili menzili 400 metre olan tüfeğin üzerine gece görüş dürbünü, ışıldak, laser, bomba atar gibi aksesuarlar takılabilecek. Namlu ömrü minimum 10 bin atım olarak tasarlanan tüfek, tek ve seri atışlar yapabilecek.
MKE’NİN KESKİN NİŞANCI TÜFEKLERİ
Bu arada, MKE’nin son 2 yılda geliştirdiği keskin nişancı tüfeklerinin de yurt içi ve yurt dışında büyük ilgi gördüğü belirtildi. MKE’nin Jandarma Genel Komutanlığı ile birlikte geliştirdiği 7.62 mm çapındaki Bora 12 keskin nişancı tüfeği, bin 200 metre etkili menzile sahip. Jandarma tarafından kullanılan Bora 12, yurt dışına da ihrac ediliyor.
MKE tarafından geliştirilen diğer yarı otomatik keskin nişancı tüfeği ise T-12. Etkili menzili 600 metre olan tüfek, yapılan testlerde hedefleri kusursuz bir şekilde vurduğu için T-12 adını aldı. T-12, daha çok hareketli hedefleri vurmak için tasarlandı.
G3 PİYADE TÜFEĞİ
G3, 1950′lerde Alman silah üreticisi HK (Heckler & Koch GmbH) ile İspanyol devletine ait dizayn ve geliştirme ajansı CETME (Centro de Estudios Técnicos de Materiales Especiales) tarafından geliştirildi. Değişik versiyonları dünyadaki bir çok NATO üyesi ülkeler tarafından kullanılıyor. Ağırlığı 4,25 kilo olan G3 piyade tüfeğinin etkili menzili 400 metre.
Milli Modern Piyade Tüfeği ile G3′ün teknik özellikleri ise şöyle:
MİLLİ MODERN PİYADE TÜFEĞİ G3 PİYADE TÜFEĞİ
————————– —————-
KALİBRE: 7,62 mm 7,62 mm
AĞIRLIK: 3,7 kg 4,25 kg
ETKİLİ MENZİL: 400 metre 400 metre
BOY: 92 cm 102 cm
NAMLU ÖMRÜ: 10 bin atım 6 bin atım
MERMİ NAMLU ÇIKIŞ HIZI: 500 m/sn 750 m/sn
ŞARJÖR KAPASİTE: 20 mermi 20 mermi
Sesli Haber Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Cuma Vaazını Afyonkarahisar’da Verdi Son Dakika Haberleri
09 Temmuz 2010 Yazan SeslikaradenizDiyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Cuma Vaazını Afyonkarahisar’da Verdi – Son Dakika Haberleri Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, cuma namazı vaazını Afyonkarahisar İmaret Camii’nde verdi.
09 Temmuz 2010
Son dakika Haberleri : Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Cuma Vaazını Afyonkarahisar’da Verdi
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, cuma namazı vaazını Afyonkarahisar İmaret Camii’nde verdi.
Ziyaretlerde bulunmak ve temel atma törenine katılmak üzere Afyonkarahisar’a gelen Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, cuma namazı vaazını merkez İmaret Camii’nde verdi. Bardakoğlu, vaazında Miraç Kandili ve namaz konusunu işledi. Namaz kılmanın aradan çıkarılacak bir borç olmadığını söyleyen Bardakoğlu, namazın Allah’ın huzuruna çıkma olduğunu belirtti. Bardakoğlu, namazın insanın zihnini, kalbini temizlediğini, insan ruhunu da arındırdığını ifade etti. Namazın insanı her türlü kötülüklerden uzak
tuttuğunu vurgulayan Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, “Müslümanlık Allah’ın kulu olmaktır. Namaz da bunu bize sağlar” diye konuştu.
Miraç’ın da Peygamber’imizin (SAV) Allah tarafından mükafatlandırılması olduğunu dile getiren Bardakoğlu, üç ayların, insanların koşuşturma arasında durup soluklanması ve kendisini temizlemesi olduğunu anlattı. Bardakoğlu, bu yüzden Müslümanların üç ayları ve kandilleri çok iyi değerlendirmesi gerektiğinin altını çizdi. Cuma namazını da İmaret Camii’nde kılan Bardakoğlu, namaz sonrası cami bahçesinde bir vatandaşın cenaze namazına da katıldı.
Son dakika Haberleri : Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Cuma Vaazını Afyonkarahisar’da Verdi
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, cuma namazı vaazını Afyonkarahisar İmaret Camii’nde verdi.
Ziyaretlerde bulunmak ve temel atma törenine katılmak üzere Afyonkarahisar’a gelen Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, cuma namazı vaazını merkez İmaret Camii’nde verdi. Bardakoğlu, vaazında Miraç Kandili ve namaz konusunu işledi. Namaz kılmanın aradan çıkarılacak bir borç olmadığını söyleyen Bardakoğlu, namazın Allah’ın huzuruna çıkma olduğunu belirtti. Bardakoğlu, namazın insanın zihnini, kalbini temizlediğini, insan ruhunu da arındırdığını ifade etti. Namazın insanı her türlü kötülüklerden uzak
tuttuğunu vurgulayan Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, “Müslümanlık Allah’ın kulu olmaktır. Namaz da bunu bize sağlar” diye konuştu.
Miraç’ın da Peygamber’imizin (SAV) Allah tarafından mükafatlandırılması olduğunu dile getiren Bardakoğlu, üç ayların, insanların koşuşturma arasında durup soluklanması ve kendisini temizlemesi olduğunu anlattı. Bardakoğlu, bu yüzden Müslümanların üç ayları ve kandilleri çok iyi değerlendirmesi gerektiğinin altını çizdi. Cuma namazını da İmaret Camii’nde kılan Bardakoğlu, namaz sonrası cami bahçesinde bir vatandaşın cenaze namazına da katıldı.
Terör nasıl önlenir miş!!!
28 Haziran 2010 Yazan Seslikaradeniz
Siyasetçiler, akademisyenler ve yazarlar çözüm önerilerilerini sıraladı
1984’ten beri süren ayrılıkçı terör, 1 Haziran’dan itibaren şiddetini artırdı. HABERTÜRK, artan terör eylemlerinin ve “Demokratik Açılım” sürecinin tartışıldığı bir dönemde Kürt gerçeğini, tüm taraflarla konuştu ve şu soruyu sordu: “Türkiye’nin Kürtleri ne istiyor? Bu sorun nasıl çözülür?”
İşte üç gün süren yazı dizisinde bu soruya verilen cevaplar…
GAZETECİ-YAZAR ALTEMUR KILIÇ
“Asmazsak Mandela olur demiştim, gaflet sürüyor”
“1999’da Mudanya sahilinde ben söyleyeceğimi söyledim; asılsın mı asılmasın mı meselesi olmuştu. Ben o zaman, “Bu adam idam edilmezse başımıza Mandela kesilir” dedim. Binlerce insanı öldüren bir adamın idam edilmemesinin sonucunu görüyoruz. Yarın bir gün muhatap olarak karşımıza geçerse de kimse şaşırmasın. Bir gaflet zinciridir gidiyor. OHAL kalktı, uyum yasaları çerçevesinde idam kaldırıldı. Kürtler kısacası beraberlik istiyor. Ne iş ne aş ne kültür işi değil bu. 19’uncu asrın başından beri Türklüğü yok etme oyunu var. Yabancılar da hep bu iş için Ermenileri, Kürtleri kullandılar. Kürt isyanlarının arkasında hep Batı vardı. Bugün de bu oyun devam ediyor. Kürt meselesini PKK’dan ayırmak mümkün değildir. Haksızlıklar ve baskılar yapılmış peki bunlar neden yapılmış. Türkiye’nin en büyük hatası Apo’nun idam edilmemesi olmuştur. Türkiye’de korkum iç savaşın çıkmasıdır. Ben savaşın ne olduğunu çok yakından bilirim Kore’de savaştım. Ancak Türkiye’nin bekası söz konusu ise bunu dalgalandırmaya ne lüzum var. Türkiye bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Türkiye’nin tek umudu bu sorunu kökten halletmektir.
SİYASET BİLİMCİ PROF. DR. DENİZ ÜLKE ARIBOĞAN
“Devletin geleceği bir kısma göre çizilemez”
“KÜrtler ne istiyor” sorusunun çok kapsayıcı ve her şeyi etnik kimlik çerçevesine sokan bir dil içerdiğini düşünüyorum. Zira Kürtler şunu istiyor diye tanımlanabilecek bir talepler bütünü yok. Tıpkı “Türkler ne istiyor?” sorusu gibi çok çeşitli ve renkli bir karşılığı var bu sorunun. En uç noktada K. Irak’tan kopan parçayla bütünleşmiş bir Kürdistan isteyenlerden özerklik isteyene; yalnızca Türkiye’nin demokratikleşmesini ve Kürt kimliğinin Türk kimliğinin altında ezilmemesi gerektiğini düşünenden, basit bir Anayasa değişikliğine kadar uzanan birçok görüş var.
DEVLET VATANDAŞ İLİŞKİSİ
“Nasıl bir Türkiye?” sorusuna karşılık gelecek bir değişim paketi düşünülmeli ve yalnızca bazı Kürtler adına değil, tüm Türkiye vatandaşları adına, talep edilmeyen konularda bile iyileştirme öngörülebilmeli. Ciddi bir devletin geleceği toplumun yalnızca bir kısmından gelen taleplere göre şekillendirilemez; ama talepler ciddiye alınır ve bunların Büyük Türkiye vizyonu ile uyumlu bölümü değerlendirmeye alınır. Anayasal değişiklik de dahil her şey düşünülebilir; üniter ve laik bir devlet modelinden taviz vermeksizin.”
SİYASET BİLİMCİ PROF. DR. DOĞU. ERGİL
“İçim yanıyor ama ülke, şiddet dışı çözüme hazır değil”
“Kürtler, Kürt olmalarına ilişkin ayrımcılığın, dışlamanın sona ermesini ve yurttaşlığın, etnik temelde tanımlanmamasını istiyor. Bütün Kürtler bunu istiyor ama bütün Kürtler siyasal olarak, kültürel olarak, ideolojik olarak farklı şeyler istiyor. Kimi sağcı kimi solcu kimi dindar kimi laik çünkü. Kürtler dünyada gelişmiş demokrat bir ülkenin hukuksal, siyasal, ekonomikstandartlarını talep ediyor.
BEYNİM ZONKLUYOR AMA
Türkiye şiddeti şiddetle bastırmaktan başka bir çözüme hazır değil. Farklı bir şey söyleyince de tepki gösteriyor ve hainlikle, bölücülükle suçluyor. Böyle olunca da tek bir yol kalıyor. Gayri nizami ve yasadışı şiddetin Türkiye’yi “Allah kahretsin ne olacaksa olsun” türünden bir duygusal ayrışmaya götürmesi ya da tekliflerini artık duymaya başladığımız OHAL ile başlayan büyük bir sindirme ve karşı şiddet kampanyası. Bu senaryoların en karamsarı, en kanlısı, en uzun sürelisi ve çözümsüzü. Bunu söylerken yüreğim yanıyor beynim zonkluyor fakat Türkiye bundan başkasını kabul etmiyor.
GAZETECİ-YAZAR MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE
“Açılımın içeriği kuvvetlendirilmeli”
“Kürtler onurlu ve eşit vatandaşlar olarak Türkiye Cumhuriyeti devleti içinde yaşamak istiyorlar. Aslında Türkler de aynı şeyi istiyor. Demek ki 72 milyonun etnik kökeninden bağımsız olarak istediği şey aynı. Etnik kökeni bir aşağılama veya yüceltme aracı olarak kullanmak ırkçılıktır. Bin yıllık bir tarihin gösterdiği bir gerçek var; Kürtlerin ve Türklerin çıkarları vemutluluğu her zaman aynı olmuştur. Kürt Türksüz, Türk Kürtsüz yapamaz. Özellikle Cumhuriyet tarihi boyunca abartılı bir ulus devlet anlayışı içinde Kürtlere haksızlık ettik. Onları özellikle dillerini ve konuşmalarını yasaklayarak rencide ettik. Kürtler, kendi kimlikleri ve dilleriyle bu ülke içinde var olmak istiyorlar. Bu isteğe hepimizin saygı göstermesi gerekir. Terör bambaşka bir konu… Kürtler terör istemiyorlar son 26 yılda terör ve terör örgütü Kürt sorunundan bağımsız özerk bir yapı kazandı. Terör örgütünün kendisi bugün Kürt sorununun çözümünü engelliyor. Bize düşen de Kürt vatandaşlarımızı terör örgütünün safına ve hâkimiyetine terk etmemek olmalı. Herkesin özgür, onurlu ve temel hakları güvence altına alınmış demokratik bir ülke, Kürtlerin şikâyet ettiği sorunları ortadan kaldıracak yegâne çözümdür. Demokratik açılımın, içeriği kuvvetlendirilerek devam etmesi gerekir.”
BDP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SEBAHAT TUNCEL
“Ayrılık isteği yok, Kürtler dertlerini anlatmaya çalışıyor”
“Kürtler de kendi derdini bir şekilde anlatmaya çalışıyor. Bu ülkede 20 milyona yakın Kürt yurttaş var. Kürtler: “Biz bu ülkede Kürt olarak yaşamak, bir halk olmaktan kaynaklı kolektif haklarımızı kullanmak istiyoruz” diyorlar. Kolektifi özellikle belirtiyorum daha çok bireysel hak ve özgürlükler denildiğinde sanki hak ve özgürlük talebi karşılanıyormuş gibi bir yargı var. Ama bireysel hak ve özgürlükler zaten tüm yurttaşlar için olmalıdır. Kürtlerin kolektif hak olarak ifade ettiği; kendi dilleriyle, kimlikleriyle var olmaktır.
ANAYASAL GÜVENCE
Kürtler Anayasa ile tanınmak, haklarının Anayasal güvence altına alınmasını istiyorlar. Bu haklardan biri ana dilde eğitim diğeri yerel yönetimlerini oluşturabilmedir. Kendisini ifade edecek alanlar yaratmak demek daha doğrusu. Kendi okulu, tiyatrosu, sinemasının olması. “Bunlar olursa Kürtlerin Türkiye ile bağı nasıl olacak?” diye soruyorlar. Bu Türkiye’nin resmi konumunu etkileyecek bir durum değil. Kürtler Türkiye’den ayrılma isteğini 10-15 yıldır dile bile getirmiyorlar. PKK, bağımsız Kürdistan düşüncesiyle ortaya çıkmıştı ancak 90’lardan itibaren PKK bundan vazgeçti. Ayrılmak mı istiyorsunuz meselesi Türkiye’ye dışarıdan dayatılan ve Türkiye’de yaşayan Kürtleri ötekileştiren bir dil oluyor. Son dönemde bu sorun nasıl çözülür diye tartışılıyor, çözüm yeni bir dil ve barış ile demokrasi içinde sorunu terör olayından çıkarıp hak ve özgürlüklerin sağlanmasıyla çözülür.
YAZAR-SİYASETÇİ KEMAL BURKAY
“Kürtler temel haklarını istiyor, çözüm federasyon”
“Halkalı olayına çok üzüldüm ve PKK’nın eylemlerini yanlış bulduğumu belirteyim. Açılım süreci belki çok başarılı olmadı. Hükümet yeterli somut adımları atamadı ancak şiddet eylemleri gerçekten çok yanlış. Gerilimi artırıyor ve her türlü demokratikleşmeyi istemeyenlerin ekmeğine yağ sürüyor. Kürtlerin ne istediğine gelince… Kürt sorunu, sadece PKK olayıymış gibi ya da sadece parlamentodaki legal örgütler tarafından temsil ediliyormuş biçiminde algılanmamalıdır. Böyle algılanmasını yanlış buluyorum.
FEDERASYON ÇÖZÜM OLUR
Kürt sorunu PKK sorunu demek değildir. Tamam elbette ilgisi var ama PKK ile başlamadı, onunla da bitmeyecek. Kürtlerin istemleri ana hatlarıyla bellidir. Kürtler temel haklarını istiyor. Her halk gibi eşit yaşamak istiyor. Eğitim ve hayatın her alanında dillerini özgürce kullanmak istiyorlar. Çoğunlukta oldukları bölgelerde özerk yönetim istiyorlar. Bu kişiden kişiye örgütten örgüte değişiyor. Bağımsızlık isteyen de var, özerklik yani otonomi isteyen de, federasyon isteyen de var. Bana göre Türkiye’nin koşullarına uygun federasyon en gerçekçi çözümdür. Bu, çözülmeye de nüfus mübadelesine de yol açmaz.”
‘PKK’lılar Abdullah Öcalan’ın serbest kalmasını istiyor’
Araştırmacı Yazar Hüsnü MAHALLİ:
KÜRTLERİ ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi, PKK yanlısı, onlar gibi düşünen, onlara sıcak bakan Kürtler…
Diğerleri PKK’nın yöntemlerine, politikalarına sıcak bakmayan grup… Birinci gruptakilerin vazgeçilmez şartı Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıdır. Öbür istekler sonra gelir. Nedir sonra gelen? Anayasal eşitlik, demokratik özerklik, ana dilde eğitim diye ifade edilen talepler. Bu çevrenin temel isteği Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması ya da devlet tarafından birkaç yıl içinde bunun garantisinin verilmesidir. Diğer istekler ikinci plandadır. İkinci grupta yer alan, yani PKK’nın politikalarına sıcak bakmayan, ancak her şeye rağmen Kürt olma bilinci taşıyanlarla birinci grup arasındaki ortak payda Kürtçülüktür. Ayrıldıkları nokta ise Türkiye’den ayrılıp ayrılmama konusudur. Ancak süreç içinde PKK’nın istekleri yani Güneydoğu’ya özerklik verilir ve bu bölgede ayrılık fikri güçlenirse; ikinci grup birinci grup gibi düşünmeye başlar.
‘SORUN BÖLGESELDİR’
Sorun sadece Türkiye’nin sorunu değildir. Türkiye bu sorunu tek başına çözemez. Bu bölgesel bir sorundur çözümü de bölgeseldir. Türkiye, Suriye, İran ve Irak ile bir araya gelip bu sorunu konuşmalıdır. İki yöntem var ya bildik vurma, kırma yöntemi ki bu yüz yıldır sonuç vermedi, ya da bir araya gelip konuşma ve bu ülkelerin Kürtlere verebileceği hakları belirleyip, sunmalarıdır. Burada diğer bir soru önemlidir. O da Kürtlerin bunlarla yetinip yetinmeyeceğidir. Şu an için bölgede bağımsız bir devlet olma koşulları bana göre görünmüyor.
Talep: Evrensel standart
Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar büyük bir nüfusun inkâr edilmesi, ötekileştirilmesi ve buna karşı çıkıldığında bunun ağır bir biçimde bastırılması söz konusu olmamıştır. Kürtler devletin kendisiyle yüzleşerek adaletin tescil edilmesini istiyorlar
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman KURT:
KÜRT sorunu Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus devlet anlayışının tek tip yansımasıyla ortaya çıkan bir sorundur. Herkesin Türk olduğu iddiası, buna bağlı olarak tek tipçi anlayışın yarattığı bir yaradır. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar büyük bir nüfusun inkâr edilmesi, ötekileştirilmesi ve buna karşı çıkıldığında bunun ağır bir biçimde bastırılması söz konusu olmamıştır. Türkiye klasik, tek tip, ötekileştirici yapıdan uzaklaşmaya çalışıyor ve bunların sancılarını yaşıyor. Kürtler geçmişin yaralarının acılarını çekiyor. Bunun onarılmasını istiyor. Aşağılanmışlıklarının, horlanmışlıklarının onlarda yarattığı acının giderilmesini istiyor. Diyarbakır Cezaevi dünya tarihinde bilinen bir cezaevidir. Kürtler devletin kendisiyle yüzleşerek adaletin tescil edilmesini istiyorlar. Şuna da kapılmamak lazım Kürtlerin bunu bir intikam olayına dönüştürmeden görmesi gerekiyor. Çünkü bu Türkler tarafından değil devleti yönetenler tarafından yaratılmıştır.
DİYARBAKIR CEZAEVİ DEVLETİN CİNNETİ
Kürtlerin yüzde 99’u bağımsızlık anlayışına sahip değildir. Bağımsızlık, insanların özgür olabildikleri her alandır. Kürtler, dünyada var olan evrensel standartları istiyor. Baskı ve yasaklarla yaratılan kısıtlamalar, bir sonraki dönem çatışma yaratır.
Devletin bu tek tipçi anlayışı Kürt sorununu doğurdu, Kürt sorunu da PKK’yı doğurdu. Devletin Diyarbakır Cezaevi’ne yansıyan cinnet haline karşı Kürt toplumu içinden çıkan PKK da karşı bir reaksiyon olmuştur. Bu ikisinin de travmatik yaklaşımının onarılması gerekiyor. Türkiye ilk defa ciddi bir çözüm sürecine girmiştir. Şiddet ve terör bitsin, sonra hak ve özgürlükleri konuşalım demek yerine travmayı ortaya çıkaran zemini onarmak gerekir. Ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanda atılan adımlar hızlanmalıdır.
‘Özgürlük istediklerini fark edelim’
Yazar-Tarihçi İsmail BEŞİKÇİ:
KÜRTLERİN ne istediğini gerek devlet ve hükümet, gerek aydınlar, gerek basın, fark etmek, bilmek durumundadır. Kürtler, düşünceleriyle ve eylemleriyle yüz yıla yakın bir zamandır bu isteklerini ortaya koyuyorlar. Devlet ve hükümet, Kıbrıs Türkleri için, uluslararası planda yoğun bir mücadele yürütmektedir. Filistinliler için, Hamas için de böyle bir mücadele yürütüldüğü biliniyor. Kürtlerin de en az bu halklar kadar haklar ve özgürlükler istediğini fark etmemek, bilmemek, olayın toplumsal tabanına, toplumsal meşruiyete gözlerini kapamak anlamına gelir. Bu konuda yapılması gereken de çözümden çok sorunun kendisini konuşmamız gerektiğidir.
‘Türkiye’de Kürtlere karşı bir ırkçılık yok’
Sanatçı Bedri BAYKAM:
Bu sorunun çözümünün çok kolay olduğunu düşünüyorum. Sorun önce düşüncede çözülmelidir. Türkiye’de Türkler ile Kürtlerin bir araya gelmesine engel olacak inanılmaz bir ırkçılık olsaydı kara kara düşünüp bunu nasıl çözeceğiz diye düşünür boğulurduk. Burada böyle bir durum yok. Yapay olarak artırılan gerilimlerle sağda solda veryansın eden istisnaları bir yana koyarsak, Türkiye’de insanların birbirine kökenlerini sorduğunu duymadım. Türkler ve Kürtler birbirine katlanamıyor diye bir şey yok.
‘HÜMANİST OLUNMALI’
Türkiye’de 28 etnik köken var. Bunların birbiriyle evlenmesinden doğan insanlar var. 20 milyon Kürt varsa bunların belki yarısı İstanbul’da, Bodrum’da, Alanya’da, Trabzon’da Ankara’da, Türkiye’nin her yerinde yaşıyorlar. Birilerinin Kürtler ayrılık istiyor; önce federasyon deyip sonra otonomi istiyor demeleri doğru değil. Türkiye bugün kesip attım, bıktım Güneydoğu’dan dese, binin uçaklara gidin dese, inanın bu illerde yaşayan kimse gitmez. Bu saydığımız illerde yaşayan Kürtler fazlasıyla Türkiye’ye entegre olmuş durumda. Ben şu ırktanım bana şu toprağı verin denmesi de Ortaçağ’dan kalma bir fikirdir. Daha fazla yol, üniversite, fabrika, spor tesisleri taşımak dışında bir çözüm yok. Ne yapılacaksa, barış ve sevgi dolu gerçek bir hümanizma ile yapılmalıdır
1. İmralı’ya da af
2. Anayasa’da Kürt varlığı
3. Doğu’ya özerklik
İşadamı Sedat ALOĞLU:
BEN vatanımı çok seven biriyim ama Kürtçülükle suçlandım. Konuşulanlara peşin hükümle yaklaşmamak, diyaloğa, dinlemeye alışmamız lazım. “3T” dediğim bir süreç var; tartışma, teşhis, tedavi…
Türkiye bu sorunu 20 yıldır tartışıyor. Teşhis ve tedavi sürecini iç içe girmiş bir biçimde yaşıyoruz. Teşhisi doğru koymazsak, tedavi başarılı olmaz. Bugün terörün nedenlerini üç sebebe bağlayabiliriz: Birincisi İmralı’yı da kapsayan bir af. İkincisi Anayasa’da, bu Cumhuriyeti Türkler ve Kürtler kurdu anlamına gelen bir değişiklik ve üçüncüsü Doğu ve Güneydoğu’ya özerklik gibi bir yapının verilmesi talepleri vardır. Ben “bunları yapalım” demedim. “Bunlara kulağımızı kapamanın bir yararı yok” dedim. Bunları masanın üzerine koyup, terörün gerekçelerinin bunlar olduğunu bilmemiz gerekir. Bunlara göre pozisyon almamız gerekir. Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında; yasama, yürütme, yargı, medya ve sivil toplum kuruluşları bu beş erk, sağduyu içinde uzlaşma formülü bulmalıdır.
‘Öcalan’ı istemeyen Kürtler de var’
Yazar Ümit FIRAT:
KÜRTLERİN ne istemediğinden yola çıkarsak, bu soruya yanıt vermek daha kolay olur. Kürtler geleceği karanlık görmek istemiyor. Bu ülkede reddedilmek, yok sayılmak istemiyorlar. Kendi kimlikleriyle tanınmak istiyorlar. Kültürel haklarını önleyen tedbirleri istemiyorlar. Türk etnisitesine ait olmak istemiyorlar. Anayasa ve yasalarda kendilerine Türk denilmesini istemiyorlar. Yaşadıkları bölgelerin başarısız bürokratlar için sürgün yeri olmasını istemiyorlar. Çocuklarının her sabah “Türküm doğruyum çalışkanım” andını okumasını istemiyorlar.
‘ERİŞİLMEZ YAPILDI’
Hiçbir topluma “bu kişiyi istemeyin” dayatması yapamazsınız. Ancak Abdullah Öcalan’ın cezaevinde yatma pozisyonunda kutsallaşan bir imajı var. Birtakım elçiler yani avukatlar aracılığıyla mesajlarını gönderiyor. Bu durum Öcalan’a tanrısal kimlik veriyor. Kutsal, erişilmez bir konuma geldi. Oysa siyasi platforma getirilse, dokunulabilir bir konumda olsa bu saygınlığın olacağını hiç sanmıyorum. Demokrasi dışı hiçbir çözüm sosyal problemi çözmez. Bölünme paranoyasından kurtularak kayıtsız şartsız demokratikleşmeyi denemelisiniz. Kürtler normal bir toplum halini alırsa, “Silahı al dağa çık” diyenlere klinik vaka gözüyle bakılır.
Partiler ve STK’lar çözümü konuşmalı
AK Parti Diyarbakır Milletvekili Kutbettin ARZU:
BİR defa Kürt vatandaşların talebi diye bir şey yok. Kürt vatandaşlarımızın şayet bir talebi varsa o da Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının sahip olduğu haklarla birlikte, bir arada yaşama talebidir. Bizimterör diye bir sorunumuz var ve yaşanan son şiddet olaylarının ardından da hepimizin psikolojisi maalesef bozuldu. Bir defa sağlıklı kararlar vermemiz için herkesin son derece sağlıklı olması lazım. Bu süreçte de Türkiye’de başta siyasi partiler olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının bu sorunun çözümü için bir araya gelmesi gerekiyor. Bir araya gelinmemesi durumunda bile parti ve sivil toplum örgütlerinin düşüncelerini kamuoyuyla paylaşması ve bundan çıkacak sentezlerin tartışılması sorunun çözümü için adımolacaktır. Bumesele “Milli bir mesele”dir. Bunu herkesin de böyle kabul etmesi gerekir. Bununla birlikte örgütün derhal şartsız, koşulsuz silah bırakması lazım. Ben bu işin barış, birlik ve beraberlik içinde çözüleceğine kesinlikle inanıyorum. Türkler de Kürtler de bir arada yaşamak istemektedir. Bu terörün bir değil birçok nedeni vardır ve terörün sebepleri üzerinde durmaktansa artık parti ve toplumkuruluşları çözümü konuşmalı ve bu çözüm süreciyle PKK’ya baskı olarak yansımalıdır.
‘Blair barış için şeytanla görüşürüm demişti’
Milliyet yazarı Semih İDİZ:
BENCE PKK ile IRA birbirine benzeyen yapılar olmamakla birlikte, ikisinin ortak yanı ayrılıkçı örgüt olmalarıdır. PKK kırsalda örgütlü bir yapı, IRA ise şehir merkezindeydi ve sivillere yönelik eylemler yapan bir örgüttü. IRA’nın ayrılıkçılığı, İngiltere’den ayrılıp Güney İrlanda ile birleşmekti. Bizdeki ise en azından PKK talepleri arasında ayrı, bağımsız bir olgu oluşturmak var. Ama bu konuda da biraz muğlaklar. Bazen otonomi diyorlar, bazense bağımsızlık söylemi yapılıyor.
‘ŞEYTANLA GÖRÜŞÜRÜM’
İngiltere, IRA ile 30 yıllık bir mücadelenin ardından masaya oturmuştu. Bir tarafta İngiltere hükümetini temsil edenler diğer tarafta IRA’yı temsil edenler vardı. Bu görüşmedeki ön koşul IRA’nın silahlarını bırakmasıydı. Tony Blair zamanında başlayan bu süreç, 1998 yılında anlaşmayla sonuçlandı. Bu anlaşma sayesinde de IRA’nın bir komutanı K.İrlanda yerel yönetimine girdi. Buradan Türkiye’ye bir emsal çıkar mı bilmiyorum. Blair’in yöntemi K.İrlanda, G.İrlanda ve İngiltere’de kabul görmüştü. Teröre taviz veriyor diye eleştirilen Blair, o dönem “Barış getirecekse şeytanla da görüşürüm” demişti. Mevcut ortamda bu Türkiye için çözüm olmaz, halkta, hem Türk hem Kürt tarafında halen bezginlik yok çünkü.
‘Azınlık haklarının talebiyle başladılar’
MHP Ankara Milletvekili Deniz BÖLÜKBAŞI:
AKP hükümetinin 7.5 yıllık iktidarında terörle mücadele zaafa uğratılmış, etnik bölücülüğün amaçları ve taleplerinin siyasi yollarla hayata geçirileceği süreçler başlatılmıştır. Başbakan’ın, PKK Kürt açılımı, etnik bölücülere ve terör örgütüne taleplerini kabul ettirecekleri yolunda ümit ve cesaret vermiştir. İstenilen şudur; Türkiye çok milletli, çok kimlikli, çok dilli coğrafi otonom yönetim temeline dayalı, yeni bir ortaklık devletidir. İlk aşamada kolektif olarak azınlık hakları talep ediliyor. Başbakan’ın PKK açılımı da bu amaca hizmet ediyor. Nasıl çözüleceğine gelince; genel başkanımız, Cumhurbaşkanı Gül ile yaptığı görüşmede alınacak tedbirlerle ilgili stratejileri önermiştir. Bu rapor, otuza yakın öneri içermektedir. Türkiye içeride terör belasını defetmek için OHAL ilan etmeli, İmralı canisinin dış dünyayla teması tamamen kesilmeli, avukatlarıyla da görüştürülmemelidir. Kendisi İmralı’dan talimat vermektedir. PKK açılımından vazgeçildiğini Başbakan acilen ilan etmeli ve güvenlik güçlerinin terörle etkili mücadele için ihtiyaç duydukları yetki ve olanaklar verilmelidir. Ayrıca K.Irak’a karşı geniş çaplı bir kara harekâtı icra edilmeli, yeniden sızmaları önlemek için Irak toprakları içinde TSK unsurlarının bulunacağı geçici bir güvenlik kuşağı oluşturulmalıdır. Bunun yanı sıra bölgenin ekonomik, sosyal sorunlarını acil ve köklü çözümlere kavuşturacak bir eylem planı ve tedbirler manzumesi uygulamaya konulmalıdır. Türkiye’nin güvenliği Barzani’nin inisiyatifine, insafına ve ABD’nin iznine tabi kılınamaz.
‘Yeni bir Anayasa lazım’
Habertürk yazarı Amberin ZAMAN:
Kürtlerin hepsi PKK’yı mı destekliyor? Asla. Ancak Güneydoğu’da ve Batı illerimize çatışmaların yoğun olduğu dönemde köylerinden göç etmeye zorlanan kesim devlete güvenmiyor. Haklarını koruyan yegane güç olarak dağdakileri görüyor. Örgütü dışlayan çözüm, çözüm sayılmıyor. “Bu kadar insanımız öldü, bu uğurda onları yok sayamayız” mantığı örgüt tarafından dayatılıyor. Çözümün adresi olarak Abdullah Öcalan gösteriliyor. Bu algıyı aşmak için yeni Anayasa lazım. “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlıkla bağlı herkes Türk’tür” yerine daha kapsayıcı, vatandaşlık kavramına tek bir etnik kimliğe indirgendiği anlamına meydan vermeyen bir tanım geliştirmek gerekir. Bu Türkiye’yi bölmez. Aksine güçlendirir. Benzer reformlara paralel olarak silahları susturmak için Habur fiyaskosundan önce başvurulan yöntemler Kürtler açısından inandırıcı biçimde yeniden gündeme alınmalı. Iraklı Kürtler devreye sokulmalıdır.
‘Karşılıklı helalleşmeye gidilecek mi?’
BDP Muş Milletvekili Sırrı SAKIK:
KÜRTLER asimilasyon politikalarından devletin vazgeçmesini istemektedir. Kürtlere eşitlik, yurttaşlık hakkı tanınacak mı? Bu haklar, Anayasal güvence altına alınacak mı? Ana dilde eğitim hakkı tanınacak mı? Kürtlerin siyasal temsiliyetinin önündeki barajlar kaldırılacak mı? Halkın yerellerde kendi kendisini yönetme anlamına gelen demokratik özerkliğin önü açılacak mı? Bunu sadece Kürtler için değil Trabzon’daki, İzmir’deki insanlarımız için de istiyoruz. Kürtlerin siyasal, kültürel, ekonomik ve sosyal örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller kalkacak mı? Karşılıklı bir helalleşmeye gidilecek mi, yani affetme dönemi başlayacak mı?
OHAL KAN DEMEK
Eminim bunlar hayata geçerse, silah da şiddet de Türkiye’nin gündeminden çıkar. Her zaman çatışan tarafların sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledik. Birkaç gündür bu çatışmalardan sonra her gece özel tartışmalar yapılıyor. Ama bu programlar Türkiye’de çatışmadan önce gerçekleşmeliydi. TÜSİAD’ın açıklamaları o kadar ilginç ki… O açıklamaları parlamentonun yapması gerekirdi. Parlamentodan çatışmaya yönelik açıklamalar yapılırken, TÜSİAD’dan barışçıl açıklamalar geliyor. Konuşabileceğimiz, tartışabileceğimiz bir iklim yaratmalıyız. OHAL ilan edilmesi demek yeniden kan ve şiddet demektir. Yeniden JİTEM ve faili meçhul demektir.
‘Demokratik ortam PKK’yı bitirir’
Araştırmacı-yazar Avni ÖZGÜREL:
KENDİMİ Kürtler adına söz söyleme konumunda görmüyorum. Ancak Kürtlerin hiçbir farkı olmaksızın ulusumuzu teşkil eden herkes gibi Türkiye’nin gerçek manada bir demokrasiye kavuşmasını istedikleri açıktır.. Ve hiç şüphe yok ki, Kürtlerin talebi ifadesi ‘PKK’nın talebi’ manasına gelmez. Gerçek manada demokrasinin inşasından kastım ise, herkesin kendini öz kimliği ve kullandığı dille ifade edebildiği, bu konuda her türlü güvenceye sahip olduğundan emin olduğu bir hukuk devletinde yaşama arzusudur. İçine sürüklendiğimiz terör, şiddet sarmalından sıyrılmamızın şartı da, gerçekte demokratikleşmeye itiraz eden, demokrasi ortamında varlık sebebi ortadan kalkacak PKK’nın saldırılarına rağmen bu hedeften vazgeçmemektir.
SİLAHI BIRAKMAZLAR
Bu nedenle örgütün silah bırakmasını demokratik açılımın ön koşulu olarak öne sürmeyi ne doğru ne de gerçekçi bulmuyorum. Doğru bulmuyorum, zira, demokratikleşme projesi terör örgütüne karşı tehdit silahı, ödün olamaz. Aksini düşünmek Türkiye’nin demokratikleşme konusundaki samimiyetini sorgulamayı gerektirir. Böylesi bir ön koşulu gerçekçi de bulmuyorum, zira terör örgütünün Kürt talepleri adı altında seslendirdiği istekler tamamen karşılansa bile, farklı bir sebep ve yeni taleplerle silahlı mücadeleye devam edeceğini görmemek için Türk ve dünya tecrübesinden habersiz olmak gerekir.
alıntıdır haber türkden Yazı Dizisi: ALPER URUŞ / GAZETE HABERTÜRK
Türkçe’nin Çocukları gönülleri titretti VİDEO
12 Haziran 2010 Yazan Seslikaradeniz
8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış töreninde yaşanan çok özel anları izliyoruz şimdi8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış töreninde yaşanan çok özel anları izliyoruz şimdi… Tarih boyu Türkçe konuştukları için nice acılar çektiler. Vefalı Türkçe’nin çocukları Evladı Fatihan diyarlarını da unutmadı. Çok etkileneceksiniz…


